Vallahi de billahi de söylediklerini ilgimi çekiyor.

Televizyondaki o papağanlı açık oturumları pek izlemem ve de artık iç karartmaktan başka bir işe yaramadığını söyleyenlerdenim.

Her konuyu biliyorlar.

Deprem okuyor ekrandalar.

Grizu patlıyor ayrıntılarına kadar yorumlamayabiliyorlar.

Ekonomi zaten bunlara baba demiş.

Kanun manun en kralını yaparlar ve bilirler.

İnanın önümüzdeki yıllarda ilan edilecek, bacanak, baldız, kayınço günlerini bile bunlar yazmıştır.

Maşallah!

Kimse dinlemiyor aslında.

İnsanlar, gerçekten de sadece bilgi aktarıp kendilerine yorumlama hakkı saygısı gösterecek program arıyor ama yok.

Çepeçevre sarılan medyada, candaş ve yandaş salgını var.

Her yere girmişler.

Virüs olup toplumsal kirlenmeyi besliyorlar.

Durum bu olunca, kaçış var şu adı açık olup iç karartan oturumlardan. Önümüzdeki seçimlerde merkez yoklaması ile yine aday belirleneceğinden dolayı partilere ve genel başkanlara yağ çekme yarışındaki kirli oturumlardan bıktık usandık, yani iyice gına geldi.

Ama o öyle değil!

En azından ben böyle değerlendirmiyorum.

Düşüncesini iktidar muhalefet ayrımı yapmadan açıkça ifade ediyor.

Taşı da tam ortasına yani gediğine çakıyor.

Bu nedenle dikkatimi çekiyor ve kanallar arasında dolanırken, O’nu görürsem izlemeye çabalıyorum.

Her izlediğimde, içimden bol bol “aferin” çekip duruyorum.

“Ya kim bu kişi?” diye de sordum kendi kendime.

Arama motoruna bastım ve şu çıktı karşıma:

1966 yılında Nevşehir Avanos, Çalış Kasabası’nda doğmuş.

Hukukçu.

2004 yılından bu yana prof.

Alanında onlarca kitabı var.

Hukuk, hukuk, hukuk diyor.

Anayasal haklardan söz ediyor.

Atatürk’e söz ettirmiyor ve ağzının payını da veriyor.

Sürekli ekonomi ve halk diyor.

Ve de katılımcı demokrasiden söz ederken, merkez yoklaması ile aday belirlenmesini, seçme ve seçilme hakkının gaspı olarak görüyor.

Oh de daha ne desin?

Siyasi kirlenmenin içinde yer almamış ve bir halk çocuğu olarak söylemleri ile gönüllere giren bu kişi kim imi?

Ersan Şen!

**

İnsan doğal olarak ülkemizin geleceğinde Ersan Şen gibi isimlerin en öne geçmesini ve yeni bir heyecan katmasını hayal ediyor.

Ama aklıma kirli siyasetin çarkları gelince, dün olduğu gibi bugünde yine umutsuzluğa kapılıyorum.

Var olan şu anti demokratik sistemin içinde; ne Ersan Şen’ler var ve bu yürekleri pıt pıt Kuvayı Milliye ruhuyla atan Cumhuriyet çocuklarının önüne kesmek için her türlü tezgahların çevrildiğini ve çevrileceğini bilmektir.

Bu ülkede kirli ve yoz siyasetten uzak durmaktan başka seçenek görmeyenlerin eline bir fırsat geçse ne olur?

İnancım odur ki, bu ülkenin tüm kaynakları eşit dağıtılır ve insana insan gibi değer verilirken, sevgi dili etrafında çocuklar, kadınlar, işçiler, emekliler, çiftçiler, memurlar yani herkes mutlu olur.

Çok zor değil de!

Ah şu kokuşmuşluktan bir kurtulmayı başarabilsek.