Toplumsal konularda farklı bakış açılarından demlenmek büyük haz veriyor. Düşünce var çünkü böyle ortamlarda.. Düşünen ve düşünme yetisi olanların estirdiği fırtınadan bereket yağıyor böylelikle.
Bu kez de yine öyle oldu.
Koskoca salonda 150 kişi gibi çok az sayıda dinleyici olmasına rağmen, özellikle bölgemizin geleceği açısından kimin ne düşündüğünü öğrenme şansı bulduğum toplantıyı bir dernek düzenlemişti.
Amacı her ne olursa olsun, toplantının gündemi önemliydi ve herkesi de ilgilendiriyordu.
?Kriz?i tartıştı katılımcılar.
Söylediler, anlattılar ve dinlediler.
Yer Karadeniz Ereğli Atatürk Kültür Merkezi?ydi bu platformun gerçekleştiği.
Konusu da, küresel kriz ile etkileri oldu.
Kdz. Ereğli gibi ağır bir sanayi kentinin işçileri yoktu panelde.
Ne memur ne de işçi sendikacılarından göremedim hiç kimseyi. Onlar da yoktu.
Hele ki, Tekel işçilerine verdikleri destekle yeniden dirilişin ayak seslerini çıkaran Genel Maden İşçileri sendikasının yönetici ve üyeleri yoktu.
Hukukçular yoktu.
Meslek odaları da yoktu.
Sanki gizli bir sansür mü uygulandı bilemiyorum da, salonda ?Ereğli?de yaşanan sinsi bir korku?dan bile bahsedildi.
Kimsenin konuşmaya cesaret edemediği seslendirildi.
Tersane işçilerinin taşeronlaştırmadaki mafya egemenliği konuşuldu.
Bu yıl sonuna doğru herkesin evine çok erken saatlerde gitmek zorunda kalacağına dikkat çekilirken, erken eve gidecekler arasında emniyet müdürünün de olduğu dile getirildi.
Bu sözler salona bomba gibi düşerken, Ereğli?nin geleceğinde söz sahibi olması gerekenler ise yoktular.
Sanıyorum yemek saatleriydi.
Konuşan ve konuşabilen toplumların asla ve asla yenilgi gibi bir zayıflık ile işleri olmaz! Konuşabilmenin mümkün olmadığı toplumlar ise yenilmeye mahkumdur.
Ereğli?de konuşabilme hareketi başlatan TSO?nun ise; böyle bir toplantıda bulunmamasını bu nedenle çok yadırgadım.
?Neden?? sorusuna yanıt arayanları dinlediğimde de üzüldüm.
Karadeniz Ereğli?nin ?ağzında küfür barınmayan seviyeli insanları? bilgilerini ortaya koyarak konuşmalı. Cahil cesaretiyle önüne gelene saldıran ve seviyeyi ayağa düşürerek toplumda kendisinden tiksinti uyandıranların dışında kalan, akıllı başlı insanlar mutlaka konuşarak olası karanlıkları aydınlatmalı.
Bunun önemli ayaklarından biri işte bu tür toplantılardır.
TSO?da yapılan böyle bir toplantıyı ?Ereğli konuşmalı? diye en geniş şekliyle bu nedenle verdik. Bu paneli de bu bilinçle çok geniş bir açıdan sizlere sunuyoruz. Ama salona gözlerimi gezdirdikçe, eski yeni kıyaslaması yaptığımda canım acıyor.
Bu kadar mı yaşadığımız kente olan sorumluluklarımızı umursamıyoruz?
Bu kadar mı sorunlara çözüm katkısı vermekten kaçıyoruz.
Bu kadar mı ortak noktalarımızı yan yana getirememe tuzağına düştük?
Anlamak o kadar güç ki!..
Amatör ve profesyonel olarak 30 yılı aşan meslek yaşamımda tanık olduğun bir çok olay film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden.
Ve hep ?ah biz eskiden? demek zorunda hissedenlerden biri oluyorum.
Eskiden Ereğli?de korku yoktu.
Eskiden Ereğli?de çok önemli konular dile getirilir ve geleceğimizin fotoğrafı çizilmeye çalışılırdı.
Eskiden Ereğli?de kalite vardı.
Şimdi ise bu güzel özelliklerin yerini başka şeyler almış.
Panelde de konuşulduğu gibi mafyanın yönetimindeki bir çalışma hayatı var.
O eski sendikacılık olacak da, tersanelerdeki işçiler mafya kontrolünde taşerondan taşerona geçirilecek ha!..
Ereğli bunları da konuşmalı.
Ereğli?de sendikalar, işçiler, meslek odaları, yazar ve çizerler, ilçenin önde gelen tüm kurum ve kuruluş temsilcileri konuşmalı.
Ereğli?nin geleceği masaya yatırılmalı.
Ve bu kriz belasına karşı da mücadele hareketi de başlatılmalı, başlatılanlara tam destek verilmeli.
Konuşmaktan kaçmak ve konuşanları da dinlememek bizim bizden kaçışımızdan öteye bir başka yol değil ki.
Yaşamın temeli konuşmak.
Yani iletişim.
Ereğli konuşmalı, konuşturulmalı.
?Hepimiz birimiz? diyerek konuşmalı.
Çünkü başka Ereğli yok ki.
Biz burada birbirimize et ve tırnak gibi mecburuz?