O konuşuyor bu konuşuyor.

Darbe planları diyor.

Anayasayı değiştirelim diyor.

Demokrasi diyor.

Milli irade diyor.

Çare biziz diyor.

Çankaya diyor.

Ezerim diyor.

Savcıyım diyor.

Avukatım diyor.

Avrupa Birliği diyor.

Nato diyor.

Ameri-KAN diyor.

Fakire kömür diyor.

Tam gün diyor.

Ergenekon diyor.

Operasyon diyor.

Baskın basanındır diyor.

Defteri tersinden okuyor.

Çorba içerim diyor.

Sayın diyor.

Sayısız diyor.

Açılım diyor.

Habur diyor.

Seçim diyor.

Diyor da diyor.

Salı günleri gruplar yapılıyor.

Grupça ses veriliyor.

Konuşmaktan ötesinin olmadığı bu  kısır döngüde, asillere her türlü ve her açıdan dokunulurken, beleş vekillik sıfatını taşıyanlara ise asla dokunulamıyor.

Ve bunun adı da demokrasi oluyor.

 

Türkiye?de demokrasi var mı?

Bana göre yok!

Peki size göre var mı?

Var ise, bu partilerin aday gösterdiklerini niye partililer belirleyemiyor?

Tüm kırılma noktası burada işte.

Herkes her şeyi konuşuyor ve  gerçekleşmesi için yırtınıyor ama Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanununu da gerçek demokrasilerdeki bir sisteme dönüştürmek için adım atan veya söz söyleyen yok!

Niye?

 

Bu meclis ulusal iradeyi temsil etmiyor ki anayasayı değiştirebilme hak ve yetkisi olabilsin.

Anayasa bu.

Anayasaya dokunabilmek için doğru bir şeyler yapmak gerek.

Yani maddelerini okuyup hatmedecek olanlar da ulusal iradenin izleri olmalı.

Genel başkanların değil, tüm üyelerin katılımıyla ön seçimler yapılmalı ve meclise bu sistemin belirlediği isimler vekillik yetkisini ile donatılarak gönderilmeli.

Halkın belirleyici olamadığı sistem içinde; genel başkan yağcılarının vekilliği asla ulusal iradeden yana olamaz ki!..

Bu nedenle Anayasa?ya dokunma hakları yok.

Kendilerini dokunulmaz kabul edip bu zırha dokundurmayanların Anayasa?ya dokunma hakkı olamaz ki!

 

Bu meclisteki bütün genel başkanlar, genel merkez yöneticileri, milletvekilleri ve hatta bunların belirlediği belediye başkanları, belediye ve il genel meclis üyeleri; sıkıysa çıksınlar ortaya ve ön seçim sisteminde emek vererek bu görevlere  yeniden gelsinler de görelim bakalım kaç okka çekiyorlar.

İnanın Türkiye?deki siyasi tablo değişir.

Hem genelde ve hem de yerelde.

Çek yağı partiyi yönetenlere ve sonra da ulusal iradeden bahset.

Ne kadar komik!

Şu andaki sistemin içinde görevde olanların tümü de korkak?

Hepsi de ulusal iradeyi temsil etmiyor.

Halktan korkup da önseçim sistemini çalıştırmadan tepeden inme koltuğa oturanların hiçbiri demokrasiden bahsetmesin.

?Eee, sistem böyle!? demek çaresizlik ve bireysel çıkarı kamufle etmekten başka bir şey değildir.

Bu nedenle de Türkiye?de demokrasi değil, padişahların yönettiği bir demokrasi oyunu oynanmaktadır.