Bu ara geziyoruz.

Sonbahar?dayız ama bizim leylek turluyor.

Hafta sonu yine bir İstanbul yaptık ki, devamı bu günlerde devam edecek.

Teknoloji olanakları bizi gezdiriyor.

MSN?ye gir ve alman gereken haberleri al ve düzenleyiver.

İki şık şık.

Doktorlar için öyle derler ya: ?Ne yapıyorlar ki zaten. Neyin var diye soruyorlar. Sora sora ilaç yazıp sallıyorlar? genel sözlerdir.

İki şık şık.

Bir tık tık.

MSN işi çözdü.

Telefona bile gerek yok.

MSN?de ne kadar çok kayıt var ise o kadar ücretsiz iletişim kuruyorsun.

Ha MSN dedikleri bir garip tuzak.

Kayıt mayıt.

Film milm.

İpucu mipucu.

Çağın ajanı MSN.

Her şeyi raporluyor.

Bir gün için saklanıyor kaynaklar.

Sonrasında servis ediliyor.

MSN dedikleri bu iletişim tuzağı amme velakin çok işimize yarıyor.

Telefon, faks parası yok.

Beleş beleş.

Her beleşim gizli bir faturası vardır.

Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu.

MSN?de bir gün görüştüğüm kişinin resmi değişti ve ?nasıl yaptın bunu?? dediğinde de, benim böyle bir yeteneğim olmadığını ve olayın benden kaynaklanmadığını dile getirdiğimde, her ikimiz de şaşkınlık geçirmiştik.

Ya!...

MSN?ye dans ettirirler.

Bu dansın içeriği ne olur bilinmez.

Ama bu MSN?nin yeni bir sürümü çıktı ki, tam bir bomba.

MSN?nin altında yazıyor; şu şununla ağ kurdu, şu şuna katıldı gibi garip garip ifadeler.

Herkes her şeyi görüyor.

Bizim arkadaşın bir tanesi sevgilisi ile konuşurken bunun büyük sıkıntısını yaşamış.

Dalgasından bir hışım.

Bir hesap sorma.

Bir taciz.

Allah Allah yıkılıyor ortalık.

Kim kazan kim kepçe belli değil.

MSN?nin bu açık hizmetinin kurbanı olan arkadaş, olayın sonundaki kavgada ilişkisini bitirmeye kadar götürmüş konuyu.

?Bana güvenmiyor da MSN?nin rezaletine inanıyor? diye.

İşe bakar mısınız?

MSN dedikleri bir tuzak.

Giren de girmeyen de pişman.

 

Bizim leylek de MSN tutkunu.

Çok meraklı çok.

Dünyadaki leyleklerin raporunu tutup da bilimsel bir çalışma yapacakmış.

Leylek deyip geçmeyin.

Bizi evin bacasına koyar ve sonra da vıdı vıdı ?bu bacanın niye boyu uzun ve niye kalın?? diye sorar.

Leylek bu.

Hep havada olduğu için ayakları yere basmıyor.

Uçuyor.

Uçarken de ara sıra bizi götürüyor.

Bu aralar binmeli leyleğe yine.

Gitmeli.

Biraz uzaklara.

Süzülmeli, yokluğu öne çıkan güzellikleri bulmaya.

 

Dur şu MSN?ye bir bakayım.

Kim çağırıyor bu kez?