Asla ve asla iki kişinin arasındaki sır değildir.

Gün gelir öküz ölür.

O öküz ölünce de sırlar dökülür meydana.

İnanılmaz sırlar.

Sanki film senaryosu.

 

Bakar mısınız iktidarın ortaklıklarına.

Vur ha vur gidiyor.

Sınır da yok.

Aşağısından başlayıp yukarısına, yukarıdan başlayıp her yanına salvolar peşpeşe indiriliyor.

O vuruyor, öteki sallıyor.

Sallayan sallayana.

Sallantı başladı ya bir kere.

Dilin kemiği yok ki.

Gidiyor giydiriyor.

Sülük bile çıktı kınından.

Oysa olan öküze oldu.

Ölen o çünkü.

 

Eski aşıkların bu atışmalarında maniler birbirleriyle yarışırken, yandan kenardan geçmiş durumlarla ilgili tanıklar çıkıyor/çıkarılıyor.

Sır perdesi aralandı ya.

Döktür!

Döküldükçe çıkıyor çamaşırların gizledikleri ilişkiler (!)

32 tekmili birden az gelir.

Derin işler bu işler.

Hele hele hele…

Bir de iktidarın gittiğini tam sezebilse pusuda bekleyenler.

Hemen saf değiştirmek için malum ilişkilerin farklı bir perde arkasından ötecekler.

“Cik cik cik.

Ben buradayım.

Ben dönmeyim.

Döneklik kanımda vardır" derler...

Siz buna durumu başka bir şekilde de ifade edebilirsiniz.  

Dikkat!

Selam dur…

 

Genel ve yerel fark etmez.

Gücün çekim merkezinin yer değiştirdiğini bir hissetsin tufeyli takımı.

İlk öten onlar olur.

Cik cik cik derler.

“Kral öldü yaşasın yeni kral” sloganları atarak ispiyonculuk alışkanlıklarını yağlayıp çıkarlar sahneye.

Bu hep böyledir.

Krallar ölür, soytarıları yer değiştirir.

Ne olursa krala olur.

Aynen öküz gibi.

Hele öküz bir ölmeye görsün.

Ne sırlar dökülür ortaya.

30 mart akşamı başlar saf değiştirmeler.

Zaten şimdiden dökülmeye bile başladılar ya...