10 Kasım.

Eşsiz Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü.

10 Kasım 1938’den 2011’e geçen onca yıl.

Ve yok edilmek istendikçe büyüyen bir lider.

Görüşleri.

Devrimleri.

Bakış açıları.

Çağdaşlaşma hareketi.

Sevgisi.

İnsanlığı.

Ve bize bıraktıkları.

Hele ki, “Ey Türk Gençliği” diye başlayan hitabesi:

 

“Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

 

Her okunuşunda insanın içi titriyor.

Boğazlara düğümlenen bir yumruk, “uyan”, “uyanın” diye uyarırken, gökyüzündeki maviliğin koynunda sarışın devin mavi gözleri çakmak çakmak bizi izliyor.

Evet!

“Benim emanetimi böyle mi koruyacaksınız” sözlerinin muhatabı olan 74 milyon ne yapıyor?

Ve nereye koşuyor?

 

Bugün 10 Kasım.

Atatürk’ün ölüm yıldönümü.

O’nu saygı ile anıyorum.

O ve dava arkadaşları olmasaydı babam olmayacaktı.

Babam olmayınca ben de olmayacaktım.

Ben olmayınca oğlum ve kızım da olmayacaktı.

Torunum da olmayacaktı.

Torunlarımdan sonrası da olmayacaktı.

Yani yaşamda bizler olmayacaktık.

Bu ulus olmayacaktı.

Bu ülke olmayacaktı.

Bu 74 milyon olmayacaktı.

Bize can veren ulusal kahramanlarımızın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

İyi ki doğdun Atam.

Yüreğimde sımsıcak bir yerde saklısın ve hep orada kalacaksın.

 

YANLIŞTAN DÖNÜLDÜ

 

Birinci Dünya Savaşı döneminde, Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithatpaşa adlı nakliye gemileri Kafkasya cephesine yardım götürürken 7 Kasım 1914'te Rus donanması tarafından Kdz.Ereğli’nin Kandilli açıklarında batırılması sonucu gemilerde 3 bin askerin şehit olduğu iddiasının çok abartılı olduğunu, bu gemilerce yük olmasa bile 3 bin askerin olamayacağını daha önce yazmıştım.

 

Ve bu dönemle ilgili elde ettiğim bilgileri de yayımlamış ve tarihe doğru bilgi bırakılması gerektiğine vurgu yapmıştım.

 

Bu konuda bir çok araştırma yapan ve daha önceleri 3 gemide 3 bin şehit verildiği iddiasını ortaya atan kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez bu kez farklı konuşmuş.

 

Sönmez’in daha önceki açıklarını da düzelterek, bir yanlıştan dönmüş.

 

Bu konuda son söyledikleri haber ajanslarına şöyle yansıdı:

 

 

“Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, 3 gemideki toplam 221 mürettebatın akıbetlerini de arşiv çalışmasıyla öğrendiğini söyledi. Prof. Dr. Sönmez, Yaptığım arşiv araştırmalarında Türkiye Deniz İşletmeleri Arşivlerinin maaş defterlerinden mürettebat isimlerini buldum. Akıbetlerini de çok kısa özetleyeceğim sizlere. Bahri Ah-mer'de 61 personel var. Bunlardan 7 tanesi boğuluyor. 6 tanesi de yüzerek kurtuluyor. Esir Düşen 13 gazi var. 9'u dönebiliyor. 4'ü esarette şehit düşüyor. Geri kalanlar ise bilinmiyor. Muhtemelen onlar şehit ama vefat ediş şekilleri bilinmiyor. Mithatpaşa'nın 84 personeli var. 4'ü boğuluyor. Kurtulan hiç yok. Esir düşenlerden 4'ü geri dönüyor. 3'ü esarette şehit oluyor. Bez-mi âlemin 76 personeli var. 5 tanesi boğuluyor. Kurtulan 30 personel var. Muhtemelen daha kıyıdan gittiği ve üçüncü bombalanan gemi olduğu için. Bu kurtulanlardan bir tanesi de çocuk denizci. Esir düşen 13 personelden biri geri dönüyor. 6 tanesi şehit düşüyor.”

 

BİR NOT DAHA: Bazı kaynaklar veya görüşler Sarıkamış’ta 90 bin şehit verdiğimizi ifade ediyor. Bu rakam da doğru değil. Sarıkamış’ta şehit olanların sayısı 55 bin.