Kdz. Ereğli'de herkesi şaşkınlığa uğratan ve bu nasıl devlet ciddiyeti? dedirten sahte müfettiş konusunda yayımladığımız son haberlerde, mağdurların kapı kapı dolaşıp alacakları olan yaklaşık 800 bin TL'yi tahsil edebilme mücadelesi bir yana, benim asıl dikkatimi çeken ise 'bile bile lades' dedirten ihmal veya kasıtlı ihmal durumudur.
1 Haziran 2012 tarihinde ilçe milli eğitimin şube müdürünün de katıldığı toplantıda okul müdürlerine talimatlar yağdıran sahte müfettişin durumundan bir şüphe doğmuş ki, konu valilik aracılığı ile il milli eğitime bildirilmiş.
İyi güzel.
Kuşku var ise doğrulatmak gerek.
İlçe Milli Eğitim Valiliğe yazı göndererek durum ile ilgili bilgi istiyor.
Valilik de, ilçe milli eğitimin 'bu müfettişin bakanlıkta kaydı var mı?' sorusunu bir yazı ile bakanlığa gönderiyor ve 11 Haziran 2012'de bakanlıktan gelen ve özünde 'böyle bir müfettiş yoktur' bilgisini, 14 Haziran'da Kdz. Ereğli ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildiriyor.
Tüm olay işte bu iki yazıdır.
Kdz. Ereğli ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne 14 Haziran 2012 tarihinde müfettişin sahte olduğunun bildirilmesine rağmen bu numara nasıl devam etti?
Öyle devam etti ki, 4+4+4 konusunda okullarda düzenleme yapıldı.
Yetmedi, resmi yazıyla 'sahtedir' denilmesinden bir ay sonra Turgut Reis İlköğretim Okulu pilot okul seçilip restore edilmeye başlandı.
Dahası, Ağaoğlu'nun Kdz. Ereğli'ye gelerek DDY ait arazilere kapalı yüzme havuzu başta olmak üzere spor kompleksi yapılacağı aynı sahte müfettişin ifadesi olarak yayıldı.
Yani açıkça bir komedi oynandı koskoca Karadeniz Ereğli'sinde.
Sanki bu ilçede devlete yok.
Kaymakam yok.
Emniyet yok.
Jandarma yok.
Savcılık yok.
Milli eğitim yok.
İstihbarat yok.
Belediye yok.
Yokoğlu yoklar öne çıkıp da göz yumuyordu bu tiyatroya.
Şimdi soruyorum:
Kaymakam bu oyun ile ilgili kamuoyuna açıklama yapmayacak mı şimdi?
Kaymakam, valilikten gönderilen bakanlık yazısından haberi yok muydu?
Kaymakamın bilgisi yoktu ve faks ilçe milli eğitime gönderildi ise milli eğitim müdürü niye görmedi.
Milli eğitimin müdürü görmedi ise fakstan sorumlu ilçe milli eğitim şube müdürü kimdi?
O da görmedi ise faks görevlisi bu yazıyı niye amirlerine iletmedi?
Yoksa iletti de, bu yazı sümen altı mı edildi?
Bu işte bir kasıt mı var?
Kasıt ile bağlantılı tezgah mı senaryolaştırıldı?
İhmal, kasıt, numara, film, tezgah her ne ise bu devlet ciddiyetine asla yakışmayan durumun asıl ve yardımcı kahramanları kimdir?
Ayrıca konunun bir de okul boyutu var.
Turgut Reis ilköğretim Okulunun müdür ve yardımcısının sahte müfettişle sürekli pikniklere gittiklerine dönük iddialar da var.
Bu ne samimiyet?
Sahi neden?
Müfettişin sahte olduğu bilinerek bu senaryonun içinde yer alanlar arasında okul yönetimi de olmasın sakın?
Çok boyutlu karanlıklar var konunun içinde.
Tuhaf bir durum.
Bu tuhaflığı ortaya çıkaracak ve sorumlularını da bulup ortaya çıkaracak olan yine devlettir.
Ereğli'deki devletin başı kaymakam olduğuna göre, Sayın İbrahim Çay'ın kamuoyunu bilgilendirmesini bekliyor yurttaşlar.
Suskunluk bizim kaymakamımıza yakışmıyor.
Biz O'nun devlet adamlığını hep takdir ettik ve alkışladık.
Ama bu konuda Kaymakam Çay'ın suskunluğuna anlam veremiyorum.
Ve 'neden?' sorusuna yanıt bulamıyorum.
Kdz. Ereğli'de devlet vardır ve bu devletin temsilcileri de kamuoyuna tatmin edecek bilgilerin yer aldığı açıklamayla olaydaki karanlık noktaları aydınlatmalıdırlar.
Tekrar soruyorum:
Valiliğin 14 Haziran'da gönderdiği 'müfettiş sahte' yazısını kim sakladı, kim saklattı da, bir kadın ilçede eğitimimizi yönetti?
Sorumlularını ortaya çıkaracak olanlar susmasın artık!..