Tüm dünyada olduğu gibi Kdz. Ereğli’de de; o, bu, şu derken bir Cumhuriyet Bayramı coşkusunda yine buluştuk.
Yüreğimiz Cumhuriyet ateşi ile yeniden ateşlendi.
Biliyor ve inanıyoruz ki, bu ülkenin aydınlığa giden yolu 19 Mayıs 1919’da atıldı, 23 Nisan 1920’de legalleşti, 22 Ağustos’ta başlayan büyük Taarruzla coştu, 30 Ağustos’ta tüm dünya gördü, 9 Eylül’de denizler işgalcilerle dolduruldu, 29 Ekim 1023’de de, Türkiye Devleti’nin Cumhuriyet olduğu ilan edildi.
Ve biliyoruz ki, bu kahramanlığı haklarında “katli vaciptir” fetvaları verilen ulusal kahramanlarımız gerçekleştirdi.
En başta Essiz ve Sonsuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Paşa , binlerce komutan, asker, sivil halk, analar, çocuklar vardı.
Böyle kurtuldu ülke.
Böyle yazıldı tarih.
Böyle var olduk bugüne/bugünlere.
Yaşasın Cumhuriyet.
Yaşasın Mustafa Kemal.
Yaşasın tüm kahramanlarımız ve kahramanlıkları.
İşte bu ülküdür ki bizi ulus yapar.
Bu ülküdür ki, bizim çimentomuz.
Bu ülküdür ki, her ulusal günde tek yürek ve tek bilek oluruz.
Bayrağımız Ayyıldız.
Liderimiz Mustafa Kemal.
Başkentimiz de Ankara.
**
O halde kimi zaman ufak tefek anlamlı ya da anlamsız takıntılara düşmememiz de gerekmiyor mu?
Evet Ereğli’de sıkıntı oldu 99. Yıl coşkusunun paylaşımında.
Belediye etkinlik düzenledi, Valilik de Amasra’daki faciayı gerekçe göstererek yasaklamalar getirdi.
Keşke getirmeseydi.
Keşke bu tuhaf bir karar çıkmasaydı.
Ama çıktı.
Ve inanıyorum ki, bu kararın altında Vali yoktur.
Sanmıyorum en azından.
Bu karar, kötü ve kara siyasetin uzantısı olarak karşılıklı restleşmelerin sebebi oldu.
Ancak yara alan 99. Yıl coşkusunun paylaşımı oldu.
Yine de yürüdü Ereğli halkı.
Sessiz bir protestosuydu belki o slogansız yürüyüş.
Belki de yasalara olan saygının ifadesiydi.
Ve yürüyüşe katılanların yüzlerinde yasaklama kararına karşı bir kırgınlık ifadesinin oturduğu açıkça belli oluyordu.
Tam da burada bir “keşke” çekeceğim ve “yürüyüşler yasaklanmadı” açıklaması yapan Kaymakam Mehmet Yapıcı ve devleti temsil eden kamu görevlileri de o yürüyüşte olsaydı.
Bizim ortak ülkümüz Cumhuriyet değil mi?
Bizim tek ve sonsuz liderimiz Mustafa Kemal değil mi?
O halde?
**
Umarım 100. Yıl kutlamalarında böyle akla ziyan yasaklama kararı alınmaz ve Cumhuriyet coşkusunun ülküsünde, sağcı, solcu, yancı, yukarısı, aşağısı demeden Yüce Türk Milleti olarak aynı bayrak ve aynı liderin ardında BİRLİKTE yürür ve yine birlikte coşkumuzu paylaşırız.
Yaşasın Cumhuriyet.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.