Ömür geçiyor ömür!
Zaman denen kontörleri havaya, karaya, denize, uzaya, şuraya buraya saça saça ömrümüzü yiyoruz hovardaca.
Bakın işte bir bayram daha geldi.
Hem de ne bayram.
Çifte bayram bu.
Ramazan Bayramının dışında 30 Ağustos Zafer Bayramını da kutlayacağız.
İyi ki zafer bayramımız var.
Ya olmasaydı?
Acaba Ramazan Bayramını kutlayabilir miydik?
Bu ülkede özgür olabilir miydik?
Bırakın özgürlüğü de, acaba bizler her birimiz canlı olarak yaşayabilir miydik?
Asıl soru bu işte
**
Yarın bayram.
Hemen Ramazan hem de Zafer Bayramı.
Bugün bir kez daha coşku içinde bu ülkeyi kurtarıp bize özgürlüğümüzü bağışlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşını yapan ve kazanan ulusal kahramanlarımıza şükranlarımızı ifade etmeyi unutmayalım.
Bayram namazında da.
Bayramlaşmaya giderken de.
Bayramda da.
Mutlaka ve mutlaka 30 Ağustos Zafer Bayramına da gidelim ve alkışımızı eksik etmeyelim silahlı kuvvetlerimizden.
Oldu mu?
**
Devletin memurları 9 gün bayram yapacak.
Onlar devletin memurları.
Biz sanki devletsiziz gibi tatil ayarını devletin memurlarına göre ayarlıyorlar.
Ve bu devletin memurları kavramı içinde kaçı devletin, kaçı hükümetin bilmiyoruz.
Kantarın topuzu çoktan kaçtı.
İyi tamam devletin memurları 9 gün tatil yapsın da, diğerleri yapmasın mı?
Bunun adı nedir?
Ayrımcılık.
Hükümetin memurunu (pardon devletin memuruna) var, devletin memuru olamayana yok.
Ah adalet ah!
Nasıl bir şeysin sen?
**
Tatil bizim neyimize.
Hergün bayram veya tatil de diyemiyoruz ki.
Ça-lı-şa-cak-sın.
Tamam anladık.
Çalışacağız.
Durmak yok.
Çalışmaya devam.
Sizlere de iyi bayramlar.
Bayramda gezip gördükleriniz sizin olsun.
Dönüşte anlatın yeter.
Biz de bu teselli ikramiyesi ile yorgunluk atar.
Keyfimize bakarız.
**
Mutlu bayramlar dostlar.
Sevgiyle kalın.
Sevgisizlikleri de umursamayın