Nuri Öztürk yazmaya devam ediyor

 

 

Bu seneki festivalin ana teması Kasabanın il olma talebi üzerine kurulmuş. Son yıllarda kasaba ahalinin heyecanını en üste çıkartan coşkusuna tavan yaptıran olay nedir diye sorulursa yalnızca kasabalının değil çok daha büyük ve geniş bir kitlenin aklına ilk gelen şey Kasabanın Festivali olur.

Taki insanlığın son yıllarda başına bela olan Pandemi salgınına kadar.

Zorunlu mola olarak kabul edilen günler geçtikten sonra, etkinlikler kaldığı yerden aynı şekilde devam ediyor mu diye sorarsanız, olumlu bir cevap alabilmeniz pek mümkün gözükmüyor.

Festival etkinliğini kısa bir süre yan tarafa koyup, kasabalının bazı günlerdeki geleneksel birlikteliğinden ve coşkusundan devem edersek.

Yakın geçmişe kadar kasabalının iki özel günü daha vardı.

Kasabalı için bunlar önemliydi bunları her zaman ayrı bir yere koymuştur.

Hıdrellez ve yağlı direk.

Hıdrellez, bir bahar şenliğidir altı bin yıldan daha uzun bir geçmişe sahiptir.

Bazı yerde bahar ayini, kimi yerde mucize bir kurtuluşun şükran günü, birilerine göre de Hızır ve İlyas peygamberlerin buluşmaların görüşmelerinin sonrasında gelen baharın müjdecisidir.

Anlamı çok büyüktür, mistik yanı ağır basar, ibadet ve şükran günü olarak da kutlanıyor.

Kasabalı, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan bu anlamlı Hıdrellez gecesinde huzur mutluluk refah dilekleriyle, geçmişten buyana gelen birçok geleneği yaşatmaya çalışırdı.

Hıdrellez gecesinde, kâğıta yazdığı dileklerini gül ağacının altına bırakmayı hiç ihmal etmezdi. Bir ev resmi, para veya bebek resmi, dileği araba ise onu gösteren bir şeyi, gece gül ağacının altına bırakır, sabahın erken saatlerinde de bunları akan bir suya salardı.

Öğleden sonra ise mahalleliler Göztepe’ye Çeştepe ’ye Bağlık taraflarına Kale Tepeye, Limanın yamaçlarındaki eski Hastanelerin olduğu yerlerdeki çam ağaçlarının altına pikniğe giderdi. Akşamdan hazırlanan yemekler yenilir içilir geç saatlere kadar eğlenilirdi.

Diğeri, kimi yerlerde Kabotaj bayramı olarak biliniyor. Yalnızca Deniz Bayramı olarak söylendiği yerlerde vardır. Ama kasabalı için o gün Yağlı Direk günüdür.

Çünkü burası bir kıyı kasabasıdır, buranın bir yaşam tarzı, bir kuralı kendine has özellikleri vardır.

Bizdeki Yağlı Direğin Hıdrellez gibi binlerce yıllık geçmişi yoktur.

1 Temmuz Kabotaj Bayramı Cumhuriyetle kazanılan ulusal bir hakkın kutlanmasıdır. Uzatsan uzatsan yüz yıllık bir geçmişe kadar çekebilirsin. Millet iradesinin bir parçasıdır.

Yağlı Direk yarışmaları geçmiş yıllarda olduğu gibi bu senede ülkemizin birçok yerinde yapıldı. Hem eğlence hem de yarışma olarak kabul edilen bu etkinlik yalnızca bizim ülkemize özel bir şey değil.

Mesela Yağlı Direk dünyanın turizmden en fazla payı alan ülkesi İspanyolların da bir geleneği, hemde turistlerin hemde yerli halkın büyük ilgi gösterdiği önemli bir eğlence.

Bu sene bizim kasabada Yağlı Direk müsabakası yasaklanmış.

Birisi çıkmış yağlı direğe sürülen yağdan deniz kirleniyor, o yüzden yasakladım, kendimle çelişemem demiş.

Bazıları karşı çıkar gibi yapıp işi de uzatarak bazı örnekler vermişler.

Yağlı Direk eğlencesi yan tarafta Kozlu’da yapıldı demişler. Kirlilikse kasabanın fabrikasının isine, pusuna, dumanına, limanına dökülenlere bir baksana demişler.

Alaplı taraflarına dökülen cürufa ne buyuracaksınız, diye sormuşlar.

Şimdi ben ne desem bilemedim de bu Beyefendiye bir kişide şunu sormamış.

Ya sende biliyorsun, bütün ahalide biliyor, yok bir avuç gres yağıymış, yok deniz kirlenirmiş, yok kendimle çelişememmiş, onları boş ver de 100 yıllık bir geleneği yasaklamadaki niyet ne niyet hele sen onu bir deyiversene.

Kasabalı bir gün daha eklenen festival etkinliklerinin cılız, sönük halkın ilgisinden uzak geçtiğini söylüyor. Akşamları sanatçıların açık havadaki konserleri de olmasa, birçok kişinin festivalden bile haberinin olmayacağını iddia ediliyor. 

Bu düşünceler kasabanın yerel yönetiminin de bünyesinde yer etmiş olmalı ki.

Gece yarısından sonra yapılan dakikalarca da devam eden havai fişek rezilliği ve görgüsüzlüğü ile festivalin üzerindeki ölü toprağını atmak istediler.

O anlarda sokaklarda, hatta evlerdeki hayvanların dahi korkuyla uyanarak, çığlık çığlığa saklanacak yer aramalarını, kuşların aynı çaresizlikle çılgınca uçuşmalarını, hangi akıl sağlığından yoksun kişi veya kişiler düşündüyse, emin olsunlar ki o anlarda birçok kasabalı da onların kulaklarını yazılamaz kelamlarla epeyce bir çınlattı.

Artık dünyada ve ülkemizin birçok yerinde topluma, doğal yaşama zarar veren bu tip kepazelikler yasaklandı. Bırakın yasaklamayı, akıl ve izan sahibi yetkililer çevreye duyarlı insanlarla kurum ve kuruluşlarla bu ve benzeri konularda iş birliklerini çoğaltıp doğaya saygıda yeni açılımlar yapıyorlar.

Kasaba yaman çelişkileri yaşamaya devam ediyor.

Bir taraftan bir avuç gres yağının arkasına sığınılarak yasaklar devreye giriyor.

Bir taraftan dünyanın vazgeçtiği çevre ve doğal yaşama zararlı eylemler tekrardan yaşam geçiriliyor.

Bu arada, hıdrellez gecesi gül ağacının altına bir şey bırakma geleneği, güllere zarar veriyor diye yasaklanmış olabilir mı?

Nuri ÖZTÜRK