Çağdaş toplumlarda sanat ve sporun çok önemli yer tuttuğu bilinen bir gerçektir. Biz bu yazıda spor kısmını ele alalım. Çağımızın bize getirdiği, belki de en önemli yenilik, insanın az hareket etmesine bağlı olan hastalıklardır. Bunu önlemenin en önemli yollarından biri de hep önerildiği gibi spor yapmaktır.
Bizde ise spor, televizyon ekranından yada tribünden maç seyretmekten öteye geçememektedir.
Çeşitli spor dalları olmasına rağmen birkaç spor dalı öne çıkmış; fiilen spor yapmayan insanlara da kimlik vermiş, ait olma duygusunu öne çıkartarak peşinde sürüklemiş ve sürüklemektedir.
Yabancı sporcu ve antrenörler zengin edilmekte, bunların özel hayatları konuşulmakta, bu da spor addedilmektedir. (Televizyonlarda yorum programlarından geçilmemektedir.)..
Spor ve Eğitimin birbirinin başarısını arttırdığı göz ardı edilmekte, okullarımızda da spor dersi angarya görülmekte, dolayısıyla yeterince önemsenmemektedir. Sporcunun başarısının onun kültürü ve eğitimi ile ilintili olduğu da göz ardı edilen önemli faktörlerdendir.
Ata sporlarımız unutulmuş, nasıl yapıldığını bilen kalmadığı gibi bunu yabancılardan öğrenir hale geldiğimiz de ortadadır. Örnek verirsek; binicilik, okçuluk, güreş ilk aklımıza gelen spor dallarıdır. Ne yazık ki uluslar arası başarılar da bize ait değil ve bizimkiler de çok azdır.
İnsanlar, sporun kıymetini iş işten geçince anlamakta vede hastalıklarla yüzleşince (o da çoğunlukla yürüyüş olarak) spor yapmaya çalışmaktadır.
Spor salonları çoğunlukla okullara ait olup ders saatleri dışında kapılarına kilit vurulmakta veya sorumlu kişilerin tekeline bırakılmakta, kitle halinde yapılabilecek salon sporları ve çoğu zaman da bu sporları gönüllü olarak yaptırabilecek insanların çabaları prosedürler yada başka nedenler yüzünden göz ardı edilmektedir.
Başarılı sporcu yetiştirmek için eğitimin kalitesini arttırmak ve sporu çeşitlendirip topluma mal etmekte geç kaldığımız aşikardır.
Kuzey komşumuzun spordaki başarısı tüm dünyaca bilinmekte ancak nedeni sorgulanmamaktadır. Bu başarının nedeni, eğitimin mecburiyeti ve Sibiryada yeni kurulan şehirlerde olimpik yüzme havuzları ve kapalı spor salonları yapmasına bağlı olduğunu unutmamalıyız.
Her şey sevgi ile başlar sözünü sık kullanırız. Bitkileri, ağaçları, hayvanları, doğayı sevmeyen insan onu korur mu?
Bunları biraz dikkate alarak kapalı ve atıl vaziyette tutulan salonlar; eskiyecek, sorumluluk bana ait bahanelerinden arındırılıp sporculara, yarışmalara değil öncelikle alt yapı için kitlelere spor için açılmalıdır.
Anne babası spor yapan çocuklar da böylece spor yapacaktır. Bu da uzun erimli, sağlam bir alt yapıyı oluşturacak ve daha sağlıklı, başarılı kitlelerin gelişmesine yol açacaktır.
Başarılı sporcu yetiştirmek için eğitimin kalitesini arttırmak ve sporu çeşitlendirip topluma mal etmekte geç kaldığımız da aşikardır.
Kuzey komşumuzun spordaki başarısının nedeni, eğitim mecburiyeti ve Sibiryada yeni kurulan şehirlerde olimpik yüzme havuzları ve kapalı spor salonları yapılmasına bağlı olduğunu unutmamalıyız.
Her şey sevgi ile başlar sözünü sıkça kullanırız. Bitkiyi, ağaçları, hayvanları, doğayı sevmeyen insan onu korur mu?
Bunları biraz dikkate alarak kapalı yada koskoca bir spor kompleksi niteliğinde kurulan spor salonlarında haftada bir iki saat ve birkaç çalışmayı kapsayan faaliyetler için kullanılan neredeyse atıl tutulan salonlar eskiyecek. Sorumluluk bana ait bahanelerinden arındırılıp sporculara, yarışmaya değil öncelikle alt yapı için kitlelere spor için bu salonlar açılmalıdır.