Ülkenin bölücü ve gerici istiladan demokratik teamüllerle kurtarılması konusunda seçimden başka yol gözükmüyor. Cumhurbaşkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Yargı ve Üniversitelerin ?irtica var? açıklamalarına karşı, daha önce ?irtica yok? diyen Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan ?siz ne yaptınız?? sorusuyla ?irtica var? diyenlere yanıt olarak bu sözleri kullanıp konuyu saptırırken, lafının arasına irtica yanlıları için ?onlar da bizim insanımız, kazanmamız lazım? sözünü sıkıştırdı. Hani irtica yanlıları yoktu Sayın Başbakan? Yoktu da, şimdi niye ?onlar da bizim insanlarımız? dediniz?!! 2007 Mayıs ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasın da Çankaya?ya çıkacak olan R. Tayip Erdoğan veya bir AKP?linin uygulamalarının ne olacağını kestirmek hiç de zor değildir. R.T. Erdoğan?ın Çankaya?ya çıktığında yapacağı ilk iş, Türk Silahlı Kuvvetleri?nin kuvvet komutanlarının tümünü görevden almak olacaktır bu birincisi. Kimse ?olur mu öyle şey? falan demesin. Bal gibi de olur!.. Bakanlar Kurulu teklif eder Cumhurbaşkanı da imzalar olur biter. İkincisi ise, YÖK , Yargı ve diğer tüm yüksek düzey atamalarında insiyatifini tasfiyeden yana kullanır. Eee, daha ne kaldı?!! Yani siyasal iktidar olarak ele geçiremediği devletin kurumlarına yandaşlarını tıkır tıkır yerleştirir. Var mı aksini iddia edebilen? Cumhurbaşkanlığı seçimleri devletin temel kurallarının işlevine devam etmesi anlamında öncelikli bu açıdan çok önemli? Şimdi gelelim demokratik yollardan Cumhuriyetin korunup kollanmasına. Nisan 2007 tarihinde bir erken seçime gitmekten başka seçenek yoktur. Belki de Mart 2007?de. Bunun yolu da, muhalefet partilerinin tutarlı politikalarından geçmektedir. 1.5 yıl önce erken seçimle iktidara gelen (DSP?yi bölen operasyonun mimarları sayesinde) AKP, şimdi 8 ay önce bir erken seçime yanaşmamaktadır. Bu konuda sürekli ?seçimler zamanında yapılacaktır? açıklamalarını dinliyor ve okuyoruz. AKP?nin seçime ?aynı dokunulmazlıkların kaldırılmasında olduğu gibi- ?hayır? demesine karşı yapılacak tek demokratik teamül, erken seçim için muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin sinei millete dönmesidir. Meclisteki muhalefet partilerin tümü milletvekillerinden istifa eder ve sokağa çıkar da meclisi erken seçime zorladığı takdirde, bu toplumsal tepkinin karşısında ne AKP durabilir ne de destekçisi olan ülkeler. Geçtiğimiz günlerde DSP Genel Başkanı Sayın Zeki Sezer?in, CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal?a ?parti bayraklarını bırakalım Ankara?da bir milyon kişinin katıldığı miting yapalım? çağrısı dikkatlerden kaçtı. Bu teklif çok ciddi. Meclis içindeki ve dışındaki muhalefet partilerinin destek verdiği ve ülkenin her kentinde başlayacak ?erken seçim? mitingleri etkisiz mi olur? Hayır! Tam aksine, seçmenin yüzde 25?nin oyuyla meclisin üçte ikisini eline geçiren AKP iktidarı bu seçim baskıları karşısında ?ne kadar kaçsa da- ?evet? der. Demek zorundadır. Halk hareketinin önünde kimse duramaz. Kimse diklenemez. Kimse meydan okuyamaz. Kimse vücut çalımı yapamaz..! Ülkenin esenliğe çıkmasının yolu CHP?nin izleyeceği politikalardan geçmektedir. CHP, yüzünü halka dönmeli ve meydanlara sade vatandaş gibi inmelidir. Bu hareket, suskun ve uykuya dalmış bu ülkenin aydınlık isteyen insanlarını uyandırır. Demokratik tepkisini dile getiremeyen bir ulus olmanın ülkemizi nerelere sürüklediğini gören ve bilen çevreler, Türkiye?nin erken seçime gitmekten başka seçeneğinin olmadığını artık anlamalıdır. Bu ülkeyi ?Ya istiklâl ya ölüm? sloganıyla canını, kanını vererek kurtaran ve bize laik Cumhuriyeti armağan eden Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyetimizi kuran ulusal kahramanlara olan borcumuzu yerine getirmenin ve emaneti korumanın tek yolu, demokrasiden geçmektedir. Nerede bir siyasal tıkanma ve endişe var ise, çözüm yolu halka başvurarak özgür iradesini sandığa yansıtmasından geçtiğini bilmeyen mi var? Peki o halde, T.B.M.M?ndeki muhalefet partileri daha ne bekliyor? Koltuklarını mı?!!