Alacaağzı sahillerinin kirletilmesiyle ilgili haber ve yorumlarımız gündemde çok yönlü tartışılırken, konunun üzerinde duyarlılık gösterilmesi ise elbette mutluluk veriyor.

O bölgede yaşayanlar bilgi aktarıyorlar sürekli.

Çünkü nöbetteler.

Bu nöbetlerini öylesine ciddi boyutlara ulaştırmışlar ki, vardiya tutuyorlar sanki.

Başka çare yok.

Çamurlu ve köpüklü suyun ne zaman denize deşarj edileceğini bilmek mümkün değil.

Cossss boşaltılınca çamur ve köpüklü su.

Olaya tanık olanın canı yanıyor.

Sanki bir tarafına asit dökülüyor.

Ve çamurlara bulanıyor.

 

Biz bu konuda toplumsal duyarlılık çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirme ve konunun muhataplarını uyarma görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz elbette.

Eleştiri hakkımızı kullanırken, yanıt hakkına da nasıl saygı duyulurmuş o ilkeyi de gerçekleştiriyoruz.

Belki de şaşkınlık yaratan bu durum.

Öyle ya bir haberi veya yorumu yaparsın da, konunun muhataplarının yanıt hakkını gasp ederek kamuoyunu tek yanlı oluşturma gibi tuhaf ve meslek etiğine uymayan duruma sebep olursun.

Yanıt hakkı kutsal.

Kendine gazeteciyim diye etiket vuran herkes de bu ilkeyi 'olmazsa olmaz' kabul etmeli.

Biz 'Alacaağzı'na çamur akıyor' haberini yayımladığımızın bir gün sonrasında Borcam'ın Genel Müdürü gazetemizin Sorumlu Yazıişleri Müdürünü aradı ve görüşmek istedi. Kdz. Ereğli'den Alacaağzı'na giden ekibimiz, Borcam Müdürü ile görüştü ve söylediği her şeyi eksiklik bir şekilde 'çamur akıyor' haberimiz gibi manşetten verdik.

Doğrusu bu çünkü.

Bir haberi yapıp bir kişi veya kuruma çamur atarak hedef göstermek doğru değil.

Dahası bırakın gazeteciliği insan olarak ayıp.

Ortayı bir haberi atıp da, yanıt hakkına saygı duymamak iftiracılıktır.

Hafifliktir.

Bu mesleğin utanç belgesidir.

Biz bunu kimseye yapmadık.

Yapmayız da!

 

Alacaağzı'nda Borcam'ın Genel Müdürünün açıklamalarının ardından işin peşini bırakmadık.

Bölgeden gelen fotoğraf, video ve İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'ne gönderilen 600 e yakın dilekçeyi de haber yaptık.

Dedik ki, bölge bu tesise karşı değil.

Toplumun rahatsızlığı çevrenin katledilmesi.

Denizin kirletilmesi.

Bu konuda çevreden yana taraflı olması gerekenler, kimden yana taraf olduklarını ortaya koysunlar.

Biz gittik kirlilik yoktu gibi sözler yanlıştır.

Bu işi yokuşa sürmek ve bu çevre katliamını saklamaktır.

Görevi çevreyi korumak olanlar o zaman gidecekler o alanda çadır kurup nöbete çıkacaklar.

Yani vardiya tutacaklar.

Aynen vatandaş gibi.

Vatandaşın vardiyasında çektiği görüntüleri ve videolara itibar etmemek doğru değildir.

Çevreye karşı olmaktır.

Görevini de ihmaldir.

Bu kadar net bir yazı da, yine lastik gibi bir yerlere çekilir ve konu kapatılmaya çalışılırsa elbette ki vardiya görevini yapacak ve bu fotoğrafları icabında görevini savsaklayanların inadına noter tespiti yaparak da yayımlarız.

Telaşe yok!

Hiç yok!..

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

Sene 1923 "Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz ne kadar verelim?"

Mustafa Kemal Atatürk: "Öğretmen maaşlarını geçmesin."