Geçmişte Özal zamanında 3-5 çapulcu diye görülen olay yıllar içinde çığ gibi büyümüştür. Eğer büyümeden zamanında tedbir alınsaydı ki büyük işler küçükken halledileceği yöneticilerce bilinse bu yerlere varmazdı. Bu da ABD ve Avrupada eğitilen insanların ve oradaki yaşam ile düzene özenenlerin, bunları ülkemizde tesis etmeye çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
Devleti yönetmek o günden bugüne KAR/ZARAR hesapları şeklinde görülmüştür ki devlet yönetiminde kar/zarar hesabı yapılmayacağı göz ardı edilmiş veya edilmektedir.
En önemli etken, 36.paralel üstü Kuzey Irak kırmızı hattımız iken terk edilmiş, önemli bir stratejik avantaj kaybedilmiştir.
Bu olayın uzaması ülke kaynaklarını kurutmaya başlamış, sosyal ve psikolojik gerilimler tırmanmıştır. Vergiler, işsizlik de devamlı artmaktadır.
Orduyu etkisiz kılmak batının işine gelmektedir. BOP, GOP ve Kürt devleti kurulmasının, Ortadoğunun yeniden şekillenmesinin önündeki en büyük engel, Türk Ordusudur.
Orduyu pasifize etmenin yolu, sivil yöneticilerin askerlere ne yapmalarını söylemeye kalkmaları ve içişlerine karışmalarıdır.
Özalın Kuzey Irakta bir koyup üç almaya kalkması, Kuzey Iraka Saddama karşı harekat isteği, Suriyeyi tehdit etmek gibi
Sivil yöneticiler askerlik hakkında bilgisizdirler ama askeri işlerde söz sahibi olmaya kalkışmaktadırlar.
Sivil yöneticiler, askeri harekatlar konusunda da bir şey bilmedikleri halde ordunun komuta ve yönetiminde söz sahibi olmaları askeri personeli tereddüte sevk edecek, bu da ülke savunmasında ve askeri harekatlarda boşluk oluşmasına yol açacaktır ve açmaktadır.
Şevki kaybolmuş, ne zaman nasıl harekat yapacağına karar veremeyen, bunun sivil yöneticilerden belirlenmesini bekleyen ordu dolayısıyla ülke kaybetmeye mahkum olacaktır.
Sivil idareden izin almaya mecbur olan her yeterli komutanın eli kolu bağlanmış ve başarısız olacağı açıktır.
Bugün uluslar arası anlaşmalar diyerek sınırdan 3-5 km. derinlikte bir harekat izni vermek hem komutan hem de askerlerin şevkini kıracak bu da zafiyet olarak bize dönecektir ve dönmüştür.
SAVAŞ KURALLARI, kesin zaferi gören komutanın hükümet savaş olmamalı dese bile savaşmasını gerektirir. Bunun aksi de geçerlidir. Genel Kurmay Başkanı Torumtay, zafer görmediği için karşı çıkıp askerlerini ve ülkesinin insanlarını korumak adına istifa etmek cesaretini göstermiştir.
Sivil yönetimin komuta kademesini, muharip personelini, subay, astsubay, er, emekli olanlar dahil ispatlanmamış iddialarla tutuklaması ve neticelendirememesi askeri personelde tereddüte neden olacağı ortadadır.
PKK ile mücadelede sivil yöneticilerin mücadele kararı alıp harekatları askerlere bırakmaları gereği açıktır. Aksi halde cephe gerisinde alınan kararlarla harekat yönetmek Vietnam, Afganistan, Irak ve Somalide olduğu gibi sonuçları başarısız olacaktır.
Sonuç olarak, bazı görevler vardır ki, işiniz ne olursa olsun gelip yapabilirsiniz. Bazı görevler ki, Doktorluk, Hakimlik, Savcılık, ASKERLİK ve diğerleri belli bir birikim, eğitim, LİYAKAT gerektirir. Bu nedenle sivil yönetimi düzenleyemeyen yöneticilerin askeri liyakata sahip olmayan insanların askeri işlere, harekatlara karışması hatalara yol açar ki bu da ölümcül sonuçlar doğurur.