Bu söz yapılanı çabuk unutanlara yönelmiştir. Araştırmalar bir oltaya yakalanan balığın kurtulduktan sonra tekrar aynı yemi yemediğini göstermiştir.

Bizler yıllar yılı hatta yüzyıllardır aynı olta veya yemi yemekte bir beis görmediğimizden yutmaya devam ediyoruz.

Nasıl mı?

·        Hangi olaydan ders alıyoruz ve aldık?

·        Sevr Antlaşmasının hala geçerli olduğunu dayatıyorlar. Bizdeki aklıevveller ise Kurtuluş Savaşı, Çanakkale’yi ve diğerlerini unutup geçerli olacağını savunuyorlar.

Ver kurtulcular, AKP’liler, Doğu’yu verelim ne olacak diyorlar. Sanki babalarının malını veriyorlar.

Ülke yüzyıllarca Celali-Suhte isyanlarından çekti, aynısı tekrarlanmaya çalışılıyor.

Kötü yöneticiler, Padişah ve Vezirler Osmanlı İmparatorluğunu batırdı. Genişleyen imparatorluğu cehaletle yönetmeye çalışıp, sefahat, durma devri sonra da çöküşü ve halkın çekişlerine yol açmışlardır.

Şimdi kahraman olarak anılıyorlar.

O kadar bilgi, iletişim çağındayız ki, ne tarih ne bilimden nasip alıyoruz. Ne de yanlışlıkla okutulan doğruları bile anımsayıp ders almıyoruz.

Nüfus fazlalığımızla öne çıkmaya çalışıyoruz. Denizlerde de küçük balık sürüleri bir araya toplanarak daha büyük görünmeye çalışıp hava atarlar ama yine de büyük balıklara yem olmaktan kurtulamazlar. Ve de onların güdümünde sürüldükleri yöne, sonlarına doğru giderler.

Bir de köpek balıklarına eşlik eden, onlara kafalarındaki vantuzla yapışıp artıklarıyla beslenen balıklar vardır. Sahipleri onları bırakınca yada ayrılınca ne yapacaklarını, nereye yamanacaklarını bilemeyip başkalarına yem olurlar. Asalak tür olarak adlandırılırlar. Kendilerine biçilen görevi yaparlar….

Biz Türkler nasıl (B)alık olacağımıza, sürü halinde mi güdüleceğimize veya asalak başka bir tür mü olacağımıza bilgi iletişim çağını yakalayarak cevap verebiliriz. Aksi halde (b)alık hafızalı olarak kalmaya devam ederiz.