Dalga dedikleri operasyonlardan biri de Kdz. Ereğli’ye uğradı. Bir çok kişinin “şüpheli” olarak gözlemaltına alınmasının sonuçlarını kimse bilmiyor. Önümüzdeki üç gün içinde de fotoğrafın eksik kareleri iyice ortaya çıkar. Olayla ilgili olarak şu anda bir şey söylemek mümkün değil. 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 19. maddesi açık. Soruşturma tamamlanmadan olayın içeriği ile ilgili bir şeyler yazmak suç. Ha; bir çok kişi yazıyor. Alaplı’da bir fındık tüccarı öldürüldü ve biz haberini biraz ayrıntılı yapınca şak cezaya çarptırıldık. Yasalara uymalı. Operasyonu bir kenara bırakalım da; “tutuklama” çıkması durumunda birinci planda TSO seçimlerini ilgilendirecek durumla ilgili düşünceleri tartışmalı. TSO’da iki ayrı gurup vardı. Gözlemaltı ile gurubun birinin büyük oranda darbe yediği ortada. Yorumunu kamuoyu yapsın da, ben birey olarak şu anki durumu var olan grupların dışında değerlendirilmesini de fırsat olarak görüyorum. Seçimlere de bir hayli var. “Önce üretim” ve “saydamlık” ilkesiyle hareket edecek yepyeni bir kadrolaşmanın olabileceğini dikkat çekiyorum. Sanki böyle bir boşluk var gibi. Tartışmalı toplum ve aklı başındaki insanlar da bir kenarda durmamalı. Bu kentte yaşıyoruz. Çocuklarımız ve torunlarımız var. Umutlarımıza heyecan katarak, eğitimli ve vizyon sahibi genç kadrolarında önünü açabilecek oluşumlar konuşabilme kültürüne sahip bireylerin bir araya gelmesiyle sağlanabilir. Onca isim var bu kentte. Sadece binin üzerinde mühendisin bulunduğu ağır sanayi kenti Kdz. Ereğli’de, bir şeyler yapılmalı. Ereğli’nin, sektörel çeşitliliğini artıracak, yatırımcılara projeler sunacak ve insan ilişkilerinde sevgiyle ve hoşgörüyü öne çıkaracak bir yapılanmanın başlatılması bile yeni bir sayfanın güzellik hışırtısı olacaktır. Çok zor değil. Bu kent hepimizin. Bu kentin sosyo-ekonomik büyümesine katkı sağlamak da herkesin birinci derecede görevi. Gelişen ve zenginleşen bir Ereğli’den herkes bir şekilde hakkı olan payı nasıl olsa alır. Gün, önümüzü görebilme ve üçüncü yolun oluşumuna katkı verme günüdür…