Gülüç ve Ereğli?deki minibüsçülerin Gülüç yolcularıyla ilgili olarak bir rant kavgası başladı. Bu kavganın nereye varacağı belli değil. İl ve ilçe trafik komisyon raporları, karşılıklı başvuralar, suçlamalar, belediyelerin araya girmesi, şoförler ve otomobilciler odasının bu hassas durumu incitmeden atlatabilme çıkmazlarını bir araya getirdiğinizde, ortaya anlamsız ve saçma bir sürtüşme çıkıyor. Önce olayın sebebine kısa yoldan net bir bakış açısı ile bakalım. Soru: Bu kavga neden çıkıyor? Yanıt: Ereğli ile Gülüç Belediyeleri?nin iki ayrı tüzel kişilik olmasından. Soru: 6 bin nüfuslu Gülüç Belediyesi Ereğli Belediyesi?ne katılmış olsa, bu yapay ayrılık ve ayrılıktan doğan sorunlar yaşanır mı? Yanıt: Kesinlikle yaşanmaz. Çünkü tek belediyenin talepleri doğrultusunda ilçe ve il trafik komisyonları karar almak zorundadır. Gülüç Ereğli arasında hem rekabet kalmaz hem de tüm toplu taşıma araçları tek merkezden yönlendirilir. Soru: AKP iktidarının çıkardığı son Belediyeler Kanunu gereğince, arada 5 km mesafe bulunmayan belediyelerin birleşmesi kabul edilmedi mi? Peki Gülüç Belediyesi, neden Ereğli Belediyesi?ne katılmak konusunda direniyor? Bu belediyeler arasında kaç km var? Yanıt: Belediye başkanı Gülüç ve Ereğli?yi koltuğundan sonra sevdiği için. Bu iki belediye arasında sadece Gülüç Köprüsü?nün boyu kadar mesafe bulunuyor. Soru:Kandilli Belediye Başkanı Mehmet İpekçi, ?Ben bu olanaklarla halka daha çok hizmet veremem. Biz Kdz. Ereğli Belediyesi?ne bağlanarak mahalle olmak istiyoruz? diye bağırırken, Ereğli?nin burnundaki Gülüç Belediyesi neden yasal sorumluluk olduğu halde, ne diye Alaplı?ya bağlanarak 5 km şartından kurtulmak istiyor? Yanıt: AKP kurtarılmış bölge, Belediye Başkanı da bir dönem daha çok sevdiği koltuğunda oturmak istiyor. Soru: Peki, minibüsçüler arasında yaşanan bu gerginlik yarın can yanmaya kadar giderse bunun sorumlusu kim olacak? Yanıt: Kdz. Ereğli gibi borçsuz ve güçlü bir belediyeye katılmayı engelleyerek minibüs hatlarında yaşanan sorunlar gibi kaos yaratan Gülüç Belediye Başkanı? Soru: Ereğli?de halk otobüsçüler ile minibüsçüler arasında yaşanan gerilimde bir cana kıyıldı. Bu canlı örnek ortada iken nasıl olur da, yapay ayrılıkta ısrar edilerek yangına körükle gidilir? Yanıt: Bir bireyin ne kadar toplumsal ve ne kadar kişisel çıkar peşinde olduğunu, aldığı kararlarla görebilirsiniz. Kişisel çıkar peşinde koşanların, ?toplumsal barış? gibi bir kavramdan haberdar olmaları mümkün değildir. Bu vahim durumu ancak can yandığında ve kamuoyunun ayağa kalktığında öğrenebilirler. İşte o zaman yaşanan ?pişmanlığın? da anlamı yoktur. Evet sevgili okurlar. Biz Kdz. Ereğli?de yaşıyoruz. Tasada ve sevinçte ortak paydalarımız o kadar çok ki. Çarpık ve kirli siyasetin izdüşümleri bizim dayanışma kültürümüzü asla bozmamalı. Siyasetin hep kötü yanını yaşamak da talihsizliğimiz. Siyaseti bozan da kişisel çıkar ve siyasi fanatiklik. ?Ben? kompleksi de işin içine girdiğinde, zaten işin içinden çıkılmaz durumlar karşımıza çıkar durur. Gülüç?ün Ereğli?ye katılması gerçeği de öyle. Açıklıkla söylüyorum; beni ilgilendiren tek olay Kdz. Ereğli?nin 100 bin nüfusa ulaşması ve et ile tırnak gibi birbirine yapışık olan Ereğli ile Gülüç?ün tüzel anlamda da tek kimliğe sahip olması. Kdz. Ereğli Belediyesi?nin başkanlığında Halil Posbıyık?ın oturması ya da Gülüç?te Aydın Güngör?in aynı görevi sürdürmesinin bireysel anlamda hiçbir önemi yok. Yarın Posbıyık yok. Güngör?de yok. Ama Ereğli ve Gülüç hep var olacaktır. Mahkeme Kadı?ya mülk değilse, bu makamlar da bu zatların baba malı değil. Yarın bir başkası o koltuklara oturacak. Yöresini seven, halka daha iyi ve çok hizmet vereceğini vaat ederek görev talep edenlerin, yeri ve zamanı geldiğinde (ki, bu kez kanunlar da Gülüç Belediyesi Ereğli?ye katılsın diyor) ne kadar toplumdan yana olduklarını kanıtlama fırsatı böyle durumlarda doğar. Bunun adı tarihe atılmış altın imzadır. Bu imzanın atılmasındaki tek gerçek; bireysel değil toplumsal çıkarı koruma yolunda atılmasıdır. Gülüç Belediyesi?nin bir başkan ve dokuz meclis üyesi oturup da ?biz Kdz. Ereğli Belediyesi?ne katılmayı halkımız ve bölgemiz adına gerçekçi karar buluyoruz? diye imza atsalar, iş anında çözülür. Yarın olası gerilimler yaşandığında, ?son pişmanlık? yaşamak istemeyenleri, bölgemizin bütünsel gelişimi adına ?katılıma? imza atmaya çağırıyorum. Biliyorum ki, yine bu çağrılar havada kalacak. Biliyorum ki, Gülüç üzerinde hesapları olanlar yada Posbıyık fobisiyle gece uykularından ter içinde fırlayanlar bu çağrıya ?aman sen de? diyecekler. Biliyorum ki, Kdz. Ereğli?ye kişisel çıkar penceresinden bakmayı sürdürerek bu çağrılarımıza kulp takmaya çalışacaklar. Biliyorum ki, yine AKP?yi, Posbıyık?ı, Güngör?ü ve diğerlerini idare ederek rant kaymağından beslenenler bize karşı yeni komplo teorileri geliştirecek. Biliyorum ki, hava yine puslu. Olsun? Hiç önemli de değil. Biz, toplumun geleceği adına doğruları söylemeye devam edeceğiz. Bir gün, bu yazılanlar da tarih sayfasından çıkarılarak ?Kim neyi savunmuştu?? sorusuna yanıt arayanlara belge olacak. Gülüç ve Ereğli?deki minibüsçüler arasında yaşanan gerilim de bir tek kişinin burnu kanarsa, bunun sorumlusu da Gülüç?ü Alaplı?ya bağlamayı düşünecek kadar bireysel çıkar peşinde koşanlar olacaktır. Tek korkum şudur ki, zaman bizi haklı çıkarmasın?