Hem dışarıdan hem de içeriden bir türlü yıkamadıkları Türkiye Cumhuriyeti?ni silahla ele geçiremeyenlerin bugünkü politikalarını, şöyle anlatmış meslektaşım Nilgün Efes ?İşbirlikçiler? başlıklı yazısında. ????Bize de kendi ellerimizle yaptırmıyorlar mı her şeyi, aynı SSCB gibi? Bankalarımızı sattırıyor, topraklarımızı sattırıyor, haberleşmemizi sattırıyor, Ağır sanayimizi, ne var ne yok sattırıyor da sattırıyor. Biz de satıyoruz. Kuzu kuzu. Para için. Topla tüfekle geçemedikleri ?Çanakkale? yi, ?yeşil dolar? larla geçtiler. Sıra ?eyaletlere? bölünmeye geldi. Alıştıra alıştıra. Kimileri ?ne varmış canım korkacak? demeye başladı bile.. 18 Mart gelirken, ?şehitler?imizi ?hamaset? edebiyatıyla anmak vardı ama, ?Manzara-ı Umumiye? iç açıcı değil. Yüreğim daralıyor. Şehitlerimizin ise kemikleri sızlıyor..? Emperyalist güçlerin en büyük düşmanı Kemalizm?dir. Mustafa Kemal Atatürk?ün çağdaşlık ve bilim üzerine kurduğu Laik Cumhuriyeti yok etmenin tek yolu da, Atatürk?ün tüm izlerinin silineceği bir Türkiye?dir. Hedef tektir. O hedefe giden yolda da, işbirlikçilerin sayısı bugün dünden daha çoktur. Bu nedenle toplum uyutulmaktadır. Kamuoyunu; tecavüz, çocuk pornosu, intihar, cinayet, artistlerin bacak aralarına dalarak yaptıkları haberler ve televole yarışmaları ile öylesine gündemden koparmaktadırlar ki; ulusalcılık bilinci yok olsun. Kimse gerçekleri düşünmesin. Kimse sorgulamasın ?nereye gidiyoruz? diye. Böylelikle hedeflerine de her gün biraz daha yaklaşmakta olduklarının bilincindedirler. Tehlikenin farkında olmayan bir toplum oluşturma politikalarının piyonları da içimizdedir. Ali Kemal?ler bu kez sürüyle. Her köşe başında iş tutuyorlar. İhanet bataklığında bir gün mutlaka boğulacaklarını unutarak. ?Çanakkale içinde aynalı çarşı.. Ana ben gidiyom düşmana karşı.? En büyük düşman şimdi nerede? İçimizde? Düşman uzanmış Mustafa Kemal?in ilkelerine, koparmaya çalışıyor. Kiminle? İşbirlikçi ordusuyla. İşbirlikçiler de ?ılımlı? arayışta. Dinleri bile buluşturuyor, ta Ameri-kan?da, komşumuz Irak?ta katledilen çoluk-çocuk Müslümanların fotoğraflarından ise kan damlıyor her gecenin ayazında. Canlar yanıyor, işbirlikçiler de her gece barda sazda? 2007 yılının Mart ayında ne kadar tehlikenin farkındayız? Ve ne kadar? Birinci Dünya Savaşı?nda Osmanlı?ya ?hasta adam? ilan edenlerin vurmak istedikleri en son darbedir Çanakkale. Vurdular ama düşüremediler. Hasta-masta da olsa bu ülkenin insanları, ulusal bilinci harekete geçtiğinde neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Kınalı Ali?ler yattı toprakta genç yaşında ama, geçemedi Çanakkale?den içeriye bir tek sinek. Evet bugün yine hastayız ki, dünden daha çok. Bu karanlıktan da Mustafa Kemal Atatürk?e olan bağlılığımız ile çıkacağız aydınlığa. Ne demişti eşsiz önder: ?İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!?