Siyasetin dozu ve ayarı tutturulamadığında, kantarın topuzunun nereye vuracağı belli olmuyor. Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ile AKP Zonguldak il Başkanı Celil Uzun?un sivri ve dik çıkışları gündemin ilk sırasına otururken, daha düne kadar ?Posbıyık, Celil Uzun ile beraber. Yakında AKP?ye geçecek? diye iddialı görüşler ortaya koyanların kulaklarını çınlattım. Bu kavga bir söylentiyi sildi götürdü: Posbıyık AKP?ye geçmeyecek. Kaldı ki, yerel yönetimi AKP kazanmasın diye kendisine oy veren MHP?lileri de, ÖDP?lileri ve diğer partilileri öylesine üzerdi ki; bırakın siyasi karizmayı kişisel saygınlığı sıfırı çekerdi. Gelelim şu malum kavgaya. Milletvekilliği hesabı olduğu açık. Celil Uzun?un partisi belli bu hedefe nereden ulaşmak istediğini görebilmek açısından. Eksiklik Posbıyık?ta. Posbıyık, Anavatan Partisi?nin liste başı olsa ne olur, olmasa de olur? Şu anda görünen fotoğraf odur ki, Zonguldak?ın tümü Posbıyık?a oy verse bile bu oylar çöpe gider. Posbıyık için iki seçenek var. Ya bağımsız aday olacak ya da barajı aşması beklenen partilerden birinden bu yolu deneyecek. Anavatan Partisi ile bu iş siyasi mezarlığa gider ancak. Aksini iddia eden mi var? Kim, nerede? Kusuruna bakmayın, başına saksı düşmüştür. Ortada ileriye dönük siyaset yapan iki milletvekili adayı var. Biri AKP?li, diğerinin partisi şu anda belirsiz bu açık ve net. Peki niye kavga ederler? İlginçtir, Posbıyık ile Uzun?un bu kavgasını sessiz izleyenler var. Bunlar, şu an milletvekili olanlar ile milletvekilliği hayali kuranlar. Mantık, vursunlar birbirlerine. Celil Uzun iktidarı temsil ediyor. Posbıyık-Uzun kavgasının topluma vereceği bir hizmet var mı? Yok...! Siyasi tatminin ötesinde bir sonuca varmayacağı belli olan bu iki önemli ismin, neden bölgenin sorunlarına birlikte çözüm bulma yolunda bir araya gelmediklerini anlayamıyorum işte. O veya bunun haklı olup olmadığı çok önemli değil. Toplumu ne kadar ilgilendiriyor. Bunlardan herhangi biri milletvekili olunca, vatandaşın çözüm beklentileri yerine mi gelecek? Hayır? Ivır-zıvır. Boş gürültü hepsi. İnsanlar neden kavga yerine uzlaşmadan yana olmaz, olamaz anlamak çok güç. Bir çok yetkili ve etkilinin son günlerde barut gibi olduğunu gözlemlerken, küçük dünyaların prensi rolüne soyunup ellerindeki toplumun verdiği olanaklarla hava basmaları kadar aciz bir durum olabilir mi? Konu psikolojik. Sadece laf, sadece kavga. Peki ya, sorumluluklarını yerine getirmede kaç santim boy atabilmişler? Elle tutulmayan, gözle görülmeyen ve varlıklarını sadece meydan okuma ile duyuranların bu topluma vereceği popülizmden başka ne olabilir ki? Şemsi Denizer?in alçakça katledilmesinden sonra, bölgenin sorunları ve çözüm yolları üzerinde bir tek ciddi bir tartışma ortamı yapıldığını bilen duyan var mı? Hele ki Ereğli?de. ?Vururum, kırarım, döverim?den öteye ne var Ereğli?de? Bir tek konuda AR-GE çalışması yapan kurum falan bilen var mı? Vatandaş garip. Vuruyor herkes bu ilçenin insanının tepesine. Vur-al ve sustur. Celil Uzun ile Halil Posbıyık aklını başına toplamalıdır. Bir bilgileri ve yürekleri var ise, elele halkın karşısına çıkarak kısa metrajlı dakikalar içinde neler yaptıklarını anlatıp, ?Biz birlikte neler yapabiliriz, toplum bizden neyi bekliyor?u tartışabilme kültürünü ortaya koysunlar. İnanın; kim daha çok bağırıyor ve sesini yükseltiyorsa, uzlaşmadan yana değildir ve bu bölgenin değil kendi çıkarını kurtarabilme uğruna tribünlere oynuyordur. Gün, Uzun ile Posbıyık?ı kavga ettirmek değil bu önemli iki insanı yan yana getirerek bölgeye bazı hizmetleri kazandırabilme günüdür. Biz zaten ölmüşüz. Ölmüşüz de, bir rahmet isterken o rahmetin de nereden geldiğine hiç bakmayız. Sadece o duaları kabul ederek, gönülden alkışlarız?