Bazı haberleri not alıyorum ki, “gün ola harman ola” noktasında kendi profilimden gündeme taşıyorum.

 

Yine bir haber ve başlığı şöyle:

“ Erdoğan, VİP’in peşine düştü.”

 

Haberin içinde ise, VİP salonlarının genelgelerin dışında kullanılması/ kullandırılması olayına Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın  bizzat el koyduğu ve kural dışılığa asla izin verilmemesi yolunda bizzat emir verdiği.

VİP solanlarının kural dışı kullanılmasıyla ilgili olarak ‘Simit çalanlar içerde, batık bankacılar VIP’te’ sözleriyle yaygınlaşan eleştiriler, en son olarak da bir işadamının sevgilisiyle birlikte VİP salonunda geçmesiyle doruğa ulaşmıştı.

Başbakan, sorumlularına kuralları hatırlatmış ve hiçbir şekilde böyle bir istismara izin verilmemesini, ısrarcı olanların ise kendisine bizzat bildirilmesini istemiş.

 

Haber bu!..

 

Haberin altındaki yorumlar öyle ilginç ki, paylaşmak istedim:

 

-Sırat köprüsünden geçerken de VIP hizmeti beklerler herhalde.

 

-Tabi babanızın yerildi. Sizler niye aynı şekilde vatandaş ile beraber yolculuk yapmıyorsunuz? Danimarka başbakanından örnek alın. Nedir bu saltanat ya!.. VİP neymiş? Sziler halkın arasından gelmediniz mi? Aydan mı geldiniz?

 

 

NAYLON!

 

CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’da meydanı dolduran kalabalığa, ''Siz parlamentoda naylon faturacı milletvekili istiyor musunuz? Kul hakkı yiyen, ihaleye fesat karıştıran milletvekili ister misiniz? Siz parlamentoda kalpazan ister misiniz?'' diye sormuş.

Soruya bakar mısınız?

Bugünkü siyasal sisteme yumruk vuruyor.

Kılıçdaroğlu toplumun kanayan bir yarasına parmak basarken, kendi partisinde de söylediklerini uygulayacak gibi gözüküyor.

Bunun birincisi, önseçim  sistemini koşulsuz uygulamak.

İkincisi de, adaylarını “temizlik sorgulaması”ndan geçirerek önseçime girme hakkını vermek.

Bu uygulama CHP’nin içine sızmış veya sızdıkları noktadan ileri girmeye çalışma amacındakileri de temizlik operasyonu ile siyasi mefta yapacaktır.

CHP’liler kadar, CHP’ye oy vermeyi düşünenler de değişimin ciddi adımlarını bekliyor.

 

Evet ilk işaret geldi.

 

Ne diyor Kılıçdaroğlu:

 

''Siz parlamentoda naylon faturacı milletvekili istiyor musunuz? Kul hakkı yiyen, ihaleye fesat karıştıran milletvekili ister misiniz? Siz parlamentoda kalpazan ister misiniz?''

 

 

HARİTA

 

Merhum Başbakan Bülent Ecevit’in ölümü üzerinde kuşku bulutları dolaştırıldı.

Doğrudur yanlıştır, konuyla ilgili iddialar araştırılıp sonuçlandırılmadan bir kanıya varmak olanaksız.

Aynı şekilde Turgut Özal’ın ölümü üzerine de öncelikle eşi bazı iddialar öne sürdü.

Daha öncesi Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in ölümü üzerine de çok konuşuldu ve kitaplar yazıldı.

Kuşku yaratan bu ve benzeri ölümler karanlıkta kalmamalı ve mutlaka aydınlığa kavuşturulmalı.

Tabi ki, geneldeki bu iddialara bölgemizi derinden etkileyen ve o tarihten bu yana diz çöktürülen Zonguldak olayı da var.

Nedir bu?

Şemsi Denizer’in öldürülmesi.

Bu olay da mutlaka araştırılmalı.

Denizer’in öldürülmesi ile Türk işçi hareketi darbe aldı.

Zonguldak büyük yara aldı.

Denizer’den sonra Zonguldak’ın hak ve çıkarlarını savunacak ve öyle masaya vurduğunda da ses getirecek ne var?

Sıfıra sıfır bir milyon kere sıfır.

Denizer cinayetini de Zonguldak Milletvekilleri gündeme taşıyarak, araştırma komisyonunun kurulmasını sağlamalıdırlar.

Denizer demek, Zonguldak demekti.

Denizer demek, Zonguldak’ın yol haritasıydı.

Denizer’den sonra Zonguldak’ın dokusu değişti, yol haritası da kalmadı