CHP’yi babasının tapulu malı gibi gören Deniz Baykal’ın ansızın ortaya çıkan/çıkartılan kaset olayından sonra yaşanabildi bu partideki değişim.

Deniz Baykal kurultayda kaset olayı nedeniyle aday olamadı ve bu koltuğa Kemal Kılıçdaroğlu oturdu.

Herkesin arzuladığı ama kaset olayı gerçekleşmese asla da koltuktan indiremeyeceği Deniz Baykal  ve takımı böyle uzaklaştırıldı etkin siyasetten.

Siyaset bel altı vuruşlarıyla dizayn edildi.

Vuran kim?

Vurduran kim?

Bilen de olmadı.

Ancak bir nokta var ki, Baykal aday olmayacağını açıklarken, bu olayların içinde ABD’nin Pennsylvania eyaletinde yaşayanın ilgisi olmadığını özellikle belirtti.

Bu da çok ilginçti ve o ifadenin de içi asla doldurulmadı.

 

Deniz Baykal’ın kaset olayı ile düşürülmesinin üzeri örtülü.

Bilinmiyor olayın iç yüzü.

Nasıl oldu da kurultay öncesinde birdenbire bu kaset çıktı?

Yani düğmeye kim bastı?

Nasıl basıldı?

Bu gizemin üzerini açma konusunda şimdi küçük bir umut belirdi.

Bir örgütün teknik takibinde, Baykal’a yapılan kaset tezgahının ipuçlarının çıktığını yazıyor gazeteler.

Doğru mudur bilmiyoruz.

Bu haber de ayrı bir tezgah mıdır ki?

Toplumu maniple eden haber salgını ortası arasında neyin doğru olduğunu kestirebilmek çok zor.

Yalnız şu var ki, bu haber doğru veya değil Baykal olayı da tüm ayrıntıları ile  bir gün ortaya çıkacak.

Hiçbir şey karanlıkta kalmaz.

Bir konu iki kişinin arasında ise zaten illa ki biri konuşur.

Ama vicdanı sızlayarak.

Ama dün ortaklık yaptığı ile bir konuda anlaşmazlığa düşerek, konuşur.

 

İşte ünlü Dolmabahçe olayı da karanlıkta ve aydınlatılmayı bekliyor.

Gerçi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Yaşar Bey Konuşursa ben herşeyi anlatırım” diyerek topu altında zırhlı araçla geçen eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a atıyor haklı olarak.

Büyükanıt ise “devlet sırrı” diye suskunluğuna devam ediyor.

Bu olay da karanlıkta kalmayacak bir gün.

Biri konuşacak.

Karanlık noktalar da ışığın aydınlığında gerçekleri söyleyecek.

 

Sanmayın ki, 2002 yılında 57. Hükümetin yıkılma operasyonu perde arkasında saklı kalmaya devam edecek?

Hüsamettin Özkan bir konuşsa.

Mesut Yılmaz’ın vicdanı sızlayın topluma doğruları aktarsa.

Kemal Derviş Bey Amerika’dan bu yana yaşanan o süreci anlatan açıklamalar yapsa.

Hele ki Tansu Çiller. O günün meclisinin içinden 58 Hükümeti kimlerin kurmaya kalktığını ve kimlerin engelleyip ülkeyi seçime götürdüğünü seslendirse.

Yurt dışı bağlantılı bu tezgahın uygulayıcıları “titreyip kendilerine dönerek” Türk Halkına günah çıkarsa.

Neler var daha neler.

 

Aynı olaylar yerel düzeyde de geçerli.

Bugün can ciğer dost olanların yarınları da ilişkilerini iyi çizgide sürdürmelerine bağlı.

Bir bozuşurlarsa!

O anda başlar ötmeye kuşlar.

Cik cik cik…

Öyle yaptı, böyle yaptı.

O kirli işin içindeydi.

Şunu ispiyonladı.

Ötekine iftira attı.

Vıdı vıdı vıdı…

 

Ataların sözü; iki  kişinin arasındaki asla sır kalmaz!

Kalır kalmaz ayrı bir konu bu.

Ancak, konu toplumu ilgilendiriyor ise aydınlatılmalı.

Karanlığı yırtacak olan oluşumlar da sağlanarak, aydınlığa giden yola meşaleler yakmalı.

Her an.

Her zaman…

 

Baykal’ı koltuktan indirmek için tezgahlanan kaset olayında sanıyorum ki, işin içinde en yakınındakiler çıkacaktır.

Bu hep böyledir.

İnsanlar sürekli hep iyilik yaptıklarından kötülük görür.

Çünkü yılan yakında beslenir.

Yakında olduğu içinde rahat sokar!..