Bazı konular vardır ki, ortak paydalarımızdır. Tartışması olmadığı gibi, bir anda tek yürek tek beden oluveririz. ?Ulusalcılık? bilinci derler adına. Yani, bir başka deyimle ?Atatürk milliyetçiliği?dir. Özveri yağmuru sağnağa dönüşür, fırtına olup akar dağlardan denizlere. Volkan gibidir, hele ki bir patlamaya görsün. ?Konuşan Türkiye?nin anlamını, demokratikleşme yutturmacasıyla ülkenin bölünmez bütünlüğüne dil uzatma ve laik Cumhuriyeti yok etme olarak algılayanların, direkt veya endirekt yandaşları Türk Silahlı Kuvvetlerinin konuşmasından çok rahatsızdır. TSK konuşmamalı..! Hatta, Genel Kurmay Başkanının ismini bile vatandaş bilmemelidir. Neden? TSK?nın Anayasa?mızdaki konum ve sorumlulukları belli iken, TSK?nın ülkenin bölünmez bütünlüğü ve gerici hareketler karşısında sessiz kalmasını beklemek, tek kelime ile bu ülkeye ihanettir. Bunun adı, emperyalizmin işbirlikçiliğidir. Bunun adı vatan hainliğidir. Türkiye çok ama çok zorlu bir süreçten geçmektedir. Halkın yüzde 25 oyuyla yüce meclisin yüzde 75?ni eline geçiren iktidar; devletin tüm kurumlarıyla kavga etmenin ötesinde, vatandaşı da hakaret ve azarlamaları ile sindirirken, kadrolaşma çizgisini nedense hep laiklikle barışık olmadığı yönünde değer yargılarına sahip yandaşlarını görevlere getirerek sürdürmektedir. İşin ehli değil; siyasi ve inanç yandaşları köşe başlarına yerleştirilmekte ve tüm uyarılara rağmen ?dediğim dedik, çaldığım düdük? anlayışı sürmektedir. Türkiye?nin demokrasinin ve Atatürk ilke ve devrimlerinin korunup kollanması konusunda ulusal bir uzlaşmaya gereksinimi var iken, oturduğu koltuğun cazibesini ülke çıkarlarının önünde tutan siyasetçiler tıkanmanın aşılmasına katkı vermekten vazgeçmemektedirler. ?İllâki ben!? diyen ana, yavru ve meclis dışı muhalefet hareketinin Cumhuriyet ülküsünde bir araya gelememesi ne kadar acıdır. Bir silkiniş gerekiyor. Bireysel çıkar demokrasisi peşindeki siyasetçilerin tümünü de kaldırıp atabilecek ulusal uzlaşma hareketini bekliyor bu ülkenin insanları. Kurtuluş Savaşı ile ortaya konulan ?Ya istiklâl, ya ölüm? sloganıyla devletimizin içine sızmış bir Cumhuriyet düşmanlarının ayıklanması ve ardından da ulusal ekonomik kurtuluş savaşının başlatılıp kazanılarak ?siyasi özgürlüğümüzü? yeniden elde etmemiz o kadar çok zor değil. Bakın, Rahşan Ecevit?in yabancılara toprak satışına karşı ?62 yıllık evlilik yüzüğümü vermeye hazırım? sözü çok önemlidir. Bu ifade açıkça bir kıvılcımdır. Ulusal silkiniş hareketini bir yerden başlatmak için, ülkenin sorunlarını iyi irdeleyerek artık taşın altına elimizi koymanın sırası ha kaçtı ha kaçmak üzere. Uyanalım! Şimdi uyanma ve ülkemize sahip çıkma zamanı? Önümüzde en büyük bayram 29 Ekim var. Cumhuriyetimizin ilan edilişinin bu yıl ki yıldönümünde sel olup ellerimizdeki Türk Bayramları ile meydanlara koşalım. Şarkılar söyleyelim,halaylar çekelim. Ama, her şeyden önemlisi Cumhuriyeti?mize göz dikenlere ?biz buradayız, yıktırmayız? diyelim. İlleri, ilçeleri, köyleri, beldeleri, cadde ve sokakları bayraklarımızla süsleyelim. Yaygın, bölgesel ve yerel tüm yayın kuruluşları Kurtuluş Savaşımı?zdaki kahramanlıkları tekrar tekrar gündeme taşısınlar. Patlamaya hazır coşkumuza hep birlikte ışık olalım. Bakın Ereğli sokaklarında bir hareketlenme başlıyor. Türk bayrakları ile gelin gibi süsleniyor demokrasinin en güzel örneklerinden biri olan Karadeniz Ereğli. Sanıyorum, kısa adı STK olan Sivil Toplum Kuruluşları da harekete geçmek için sorumluluk üstlenecekleri program hazırlığındalar. ?Haydi Ereğli bir bayrak da sen as? düşüncesi her köşede tartışılırken bile bir heyecan dalgası sarıyor yurttaşlarımızı. Patlatalım artık içimizdeki şu suskunluğa abone olmuş volkanı. Enerji fışkırsın yüreğimizden. Bize zor ve gergin süreçleri ülkemize olan bağlılığımızı kanıtlayarak aşmak yakışır. Biz, hangi düşünceye sahip olursak olalım bu ülkeyi işgalden kurtaran ve Cumhuriyeti kuran atalarımıza asla ihanet etmedik ki. Şimdi bir kez daha var mısınız meydanlara inmeye. Var mısınız, bu Cumhuriyet Bayramımızı coşkuların en büyüğü ile kutlamaya?!!