Son yıllarda RAMAZAN ayının geç gelmesini istemeye başladım.. Televizyon ve yazılı basında gösterişli iftar sofralarını, yemeklerini görüp okudukça insanlığımızı sorguladım!..
İslamiyet İSRAF ve GÖSTERİŞİ yasaklar. Bu bilindiği halde bu kadar öne çıkması bir güç gösterisi mi diye de düşünmeme neden oldu..
Bu ay verilen iftar yemeklerinde atılan gıda maddelerini duydukça hop oturup hop kalktım. Az yenen veya hiç yenmeyen yiyecek tabaklarının bile çöp torbalarına döküldüğünü duydukça da gerildim..
Bu nimet israfının yanı sıra onun kadar önemli ve dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da, iftara çağrılı olanların hiçbirinin ihtiyacı olan insanlar olmadığını görüyoruz.. (İHTİYACI OLAN DA ZATEN ÇAĞRILMAZ?!..)
Bunun yerine yapılan bunca masraf, çöp kutularından yiyecek bulmaya çalışan insanlara, ihtiyacı olanlara yöneltilseydi daha doğru olur, iftar yemeği ise dinimizdeki, geleneklerimizdeki amacına ulaşmaz mıydı?
Bunca ziyankarlığa yol açan iftar yemekleriyle ne kadar sevaba girildiğinin din adamları tarafından açıklanması gerekir..
Oysa ihtiyacı olanlar tespit edilip bu kişilere teşhir, gösteriş yapılmadan yardım sunulsaydı daha sevap olacağı aşikardır.
Geçmiş tarihlerde hali vakti yerinde olanlar bakkallara gider, veresiye defterinden ihtiyacı olanları tespit edip borçlarını sildirirlermiş. Sildiren de borcu silinen de birbirini tanımazmış..
İşte bu MÜSLÜMANLIĞIN ta kendisi değil de nedir?..