Türkiye Trabzon?u konuşuyor. Rahip ve Hrant Dink cinayetinin zanlılarının Trabzonlu oluşu üzerine çok boyutlu değerlendirmeler yapılıyor. Trabzon mercek altına alındı ki, umarım bu değerlendirmeler sonucunda orada yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik sorunların çözümü konusunda da adımlar atılır. Aslında, iki zanlının da Trabzon?dan çıkması sadece bir tesadüf. Türkiye?nin diğer illerinde bu sorun yok mu? Konuları değerlendirdiğimiz bir dostum ?insan harcamak artık çok kolay. Cezalar caydırıcı değil ve iki de bir yapılan aflar da mevcut cezaların caydırıcılığını da iyice sulandırdı? diye bir tesbit yaptı. Bu düşünce bilinmeyen ve farklı olan bir görüş değil. Toplumun yüzde yüzlere yaklaşan kesimi, suç ve ceza konusunda aynı görüşlere yakın paralel şeyler söylüyor. Suç oranlarındaki patlamanın sebepleri arasında, elbette ki cezaların caydırıcılığını yitirmesinin dışında özellikle sosyal ve ekonomik sorunlar önemli yer tutuyor. İşte hemen yanı başımızdaki Kandilli Beldesi? Maden ocaklarının kambur olarak ilan edilmesi ve bu ocakların küçültülerek kapatılmasıyla ilgili acımasız İMF ve Dünya politikalarını uygulayan hükümetler, Kandilli?yi de ?olmak yada olmamak? ile baş başa bıraktılar. Kandilli?de bundan nasibini aldı. TTK?daki işçi azaltmaları sonucunda göçveren bir belde konumuna düşürüldü, Ereğli ve Zonguldak?ın var olmasını sağlayan bu şirin beldemizi. Kandilli?de gençler işsiz. Kahveden bol bir şey de yok. Gündüz kahve akşam da içki. Umut denen bir olgunun varlığından ise kimse söz edemez. 25-30 bin YTL?ye binaların satışa çıkarıldığı ve alıcının bulunmadığı Kandilli?de, vatandaş çoluk çocuğuna bir gelecek bulabilmek için ne yapacağını şaşırmış durumda. Ya gençler ne yapsın? Bir emekli maaşı ile geçim savaşı veren ailesinden harçlık nasıl alsın? O gençler de bu ülkenin vatandaşı? Kimse farkında mı Kandilli?deki gençlerin içinde bulundukları çıkmazlarından. Anlar mı? Kandilli gibi kozmopolit bir belde de, iş bulamadığından dolayı yokluk içinde kıvranan gençlerimizin herhangi bir kötü yola düşmemeleri mümkün mü? Aç ve umutsuz insan, suç işlemeye itilmiş garibanın tekidir. Ha Trabzon, ha Kandilli, ha diğer kentlerimiz. Türkiye?de gelir adaletsizliği kol gezerken, toplumu bilgilendirme görevleri olan medya televole kültürüyle insanların beynini uyuştururken, şiddet içeren ve kolay yoldan para kazanmanın anlatıldığı dizilerle karakter özellikleri sinsice değiştirilirken, söz ve davranışlarıyla hoşgörü yayması gereken başbakan ?ananı da al git? diye meydan okurken, uyuşturucu ilköğretim okullarına kadar inmişken, bu toplum hangi çocuğunu ve nasıl tehlikelerden koruyabilecek?!! Uzağa gitmeye gerek yok. Kandilli 17 km uzaklıkta? CEM?İ ANIMSAMAK 12 Eylül öncesi Ecevit hükümeti tarafından TRT Genel Müdürlüğü?ne getirilmesi ile ismini duydu Türkiye İsmail Cem?i. TRT?de başarılı işlere imza atması ve sağ iktidarların hedefi olmasıyla marka olan İsmail Cem, DSP?de milletvekili ve uzun yıllar da Dışişleri Bakanlığı görevi yaptı. Ahmet Necdet Sezer?in Cumhurbaşkanlığı seçilmeden önce yapılan kamuoyu yoklamalarında yüzde 60 gibi oranları yakalayarak halkın Cumhurbaşkanı görmek istediği isim de oldu. Ne zaman ki, gizli ellerin harekete geçmesiyle yok etmek istenen Ecevit ve 57. hükümet üzerinde oynanan oyunlarda Hüsamettin Özkan ve Kemal Derviş ile birlikte ünlü troykanın üçüncü ayağını oluşturdu, o andan itibaren tırnaklarıyla geldiği karizmasına en büyük çiziği de kendisi attı. Ve Türkiye?de o hareketin sonunda, AKP?nin seçmenin yüzde 25?lik oyuyla yüce meclisin üçte iki çoğunluğunu ele geçirmesi gerçekleşti. Bugün laik Cumhuriyetin tehdit içinde ise, bunun sebebini 2002 Haziran ayında yaşananları iyi süzmekten geçtiğini kabul etmeyen kim kaldı ki. Çok başarılı bir geçmiş ve yıldızlaştığı Dışişleri Bakanlığı?nın ardından, 57. hükümetin yok edilmesi ve YTP diye kısa sürede kepenklerini kapatacak bir partinin kuruluşu ile hatırlayacağım İsmail Cem?i.