Ameri-Kan Büyük Ortadoğu Projesi’ni adım adım gerçekleştiriyor.

Ve bütün dünya da ölüm ve kan kokulu bu projeye alkış tutuyor.

Yani herkes  eğiliyor.

Biat ediyor Ameri-Kan’a!

 

Şimdi sırada Suriye var.

Beşar Esad yönetimini “demokrasi” adına yıkmak isteyen güçler, taşeronları ile birlikte çok yönlü bir biçimde Suriye’ye saldırıyorlar.

Suriye’de muhalif grupları sokağa dökmeyi başardıklarında da gerçek işlevini çoktan yitirmiş medya aracılığı ile de kamuoyu oluşturuyorlar “insan hakları gitti gidiyor” diye.

Bu oyun bilinen oyun.

Fark etmek için öyle büyük büyük okullarda falan hatmetmeye gerek yok.

Adı ve sanı değişik ülkelerde aynı oyun yıllardır var.

Devam da ediyor.

İşte  son oyuncakları da Suriye oldu.

 

**

 

Suriye Ameri-Kan güdümlü Arap Birliği  Suriye’nin üyeliğini askıya aldı.

Birliğin bu kararına tepki gösteren Beşar Esad yanlıları da sokaklara dökülerek Arap Birliği ve Türkiye’nin büyükelçiliklerine saldırdılar.

Saldırılar sınır tanımıyor.

Türk Bayrağı yaktı kışkırtılmış Suriyeliler.

Atatürk posterlerini yaktılar.

Sloganlar eşliğinde taş ve pet şişeler fırlattılar.

Büyükelçilik mensuplarını geri çağırdı Türkiye.

Ardından Dışişleri Bakanlığımız da Suriye maslahatgüzarı çağırarak nota verdi.

Ameri-Kan’ın istediği biçimde yaşanan gelişmelerde uzaktan kulaklara savaş çığlıkları gelmeye başladı.

Hava ağır.

Hava korkulu.

Hava çığlık çığlık.

 

**

 

Hangi Türk Yurttaşları Bayrağımızın ve Atatürk posterlerinin yakılmasını içine sindirebilir ki.

Mümkün mü?

Ama yakıyorlar.

Suriyeliler Ameri-Kan politikalarına biat eden Arap Birliği’nin dışında Türkiye’yi de koydular ve büyükelçiliğimize saldırıyorlar, daha açık gerçek bir deyimle saldırtılıyorlar.

Bu işte bir iş var.

Bu iş Türkiye’yi bir savaşın içine sürüklemek için tezgahlanmış bir iş.

Numara aynı.

Yazanlar aynı.

Sadece kullanılan oyuncular farklı.

 

2001 yılında da aynı oyun tezgahlanmış ve Türkiye’nin Ameri-Kan’a yapacağı müdahaleye çanak tutması istenmişti.

Olmadı.

Dönemin iktidarı buna yanaşmayınca iktidarı devirivermişlerdi.

57. hükümet böyle gitti ve gönderildi.

Ve yenisi geldi.

Tam işler oldu olacak denirken, iş kazası yaşandı tezkerenin red edilmesiyle.

İntikamını da askerimizin başına çuval getirerek ilk adımı attılar.

Sonrası malum.

Hapishaneler paşa ve ulusalcı dolu.

 

**

 

Şu açıktır ki, Suriye’de yaşanan olaylar emperyalist güçlerin tahrik amaçlı oyunları.

Bizi Suriye ile kapıştırmak için çaba gösteriyorlar.

Bu oyunu kim dur diyecek peki?

Siyasal iktidar.

Durabilir mi?

……

 

Ameri-Kan ve emperyalist çıkarlarına hizmet etmek vatan hainliğidir.

Türkiye’yi bayrak ve poster yakmakla başlayan bir tahrik rüzgarına sürüklemeye çalışanların en büyük gücü biliniyor ki medya.

Medya pompalıyor Suriye düşmanlığını.

Oysa bizim ne işimiz var Suriye ile.

Eşkiyabaşı Apo’yu besleği dönemde bile ilişkiler limonu de olsu idare ile götürüldü.

Şimdi eşkiyanın başı da orada değil.

O halde?

Niye bu sürükleniş.

 

Bizim askerimizi şehit edenler Irak’tan sızıyor.

Beslenme merkezleri bu alanda.

Ve en büyük hamileri de Barzani.

O Barzani Türkiye’deydi.

Devleti yönetenlerle kucaklaştı.

Bir yığın tehdit de savurup gitti.

Barzani’yi kucaklayanların Esad ile işleri ne?

Daha düne kadar başbakanımızla ailece sarıp sarılmıyorlar mıydı?

Aynı Kaddafi gibi…

 

Bu oyun bilinen oyun,

Bu tuzağa düşmemeli.

Bu tezgahın çarklarını da geri çevirmeli.

Yoksa bu kuyu çok derin.

İçine girmek ile çıkmak aynı değil.

Çok can yanar.

Çok analar ağlar.

Ve Türkiye’de bu bataklıktan çok yönlü zararlar görür.

Tünelin görünen ucunda bu var.

Aydınlık ise hiç yok