2011 yılı artık işkence ile geçer.
Bir yerde fal yılı da olur.
Çünkü seçim var seçim.
Geçim değil seçim.
Birileri lacileri giyecek ya.
Elalemin derdi bizi gerecek.
Dedikodular ile başlayacak süreç, önce aday adaylarının boyunu ölçmekle ve ardından da adaylığa terfi edenlerin sülalesini öğrenmekle geçecek.
Yani önümüzdeki süreç vıdı vıdı.
Siyasetçiler kadar toplum da büyük beklenti içinde.
Umutları olan da var, hangi sonuç elde edilir ise edilsin umutsuzluğa tutsak olanlarda.
Adına demokrasi denen bu fasa fiso demokrasisinde, artistin birinin dediği gibi dağdaki çobanla profesörün oyu da aynı nasılsa.
Değişen bir şey yok.
12 Eylüldeki halk oylamasında da aynı olmadı mı?
Eğitim seviyesi yüksek yerlerde kamyonla hayır oyu gelirken, seviyenin daha aşağılarda olduğu noktalardan da aynı şekilde bu kez evet oyları taşındı kamyonlarla.
Adı demokrasi ya.
Atamalı demokrasinin sonuçları bunlar.
Kimsenin içine sinmez ama kimse de tepki göstermez.
Suskunluğa abone olduğumuzdan bu yana bu iş böyle.
2011 yılında bu seçim ortamında ve onca asparagas haber ile olayların ortasında olmamak en iyisi.
Olmayacak olanlar için şiş kebap bir süreç olacak elbette.
İki yüzlülüğün bile mumla arandığı bu çok yüzlü ortamda, ilke veya duruş gibi kavramlar anlamını çoktan yitirdi çünkü.
Bir sağda bir solda.
Bir yanda bir ortada.
Bir şurada bir burada.
Bir ötede bir beride.
Öyle karmakarış bir kimlik var ki.
Sağcılıktan solculuğa, solculuktan da sağcılığa dönenler çok çünkü.
Her seçim döneminde ayrı bir alemde dans edenlerin yazdığı bir senaryoyu kim okumak ister ki.
Mide bulandırıyor.
Tat vermiyor.
Yine aynı fotoğraf karelerini izleyeceğiz.
Sadece isimler belki değişik gelecek bize.
Aday adaylığı düşünenlere bile şöyle küçücük bir göz gezdirdiğimizde komik durumlar çıkıyor karşımıza.
Yasa yapmaya soyunacak olanların yasanın nasıl yapılacağını öğrenme gibi bir dertleri olmadığını ben de aday adayı olacağım çıkışlarından görüyoruz.
Yasa yapıcılığı bu kadar kolay gören ve demokrasinin d si ile uzaktan yakından ilgisi olmayanlar arasında kimler yok ki.
Yaş yetmişi çoktan geçmiş ve kendine dev aynasında bakıp bakıp caka satanlardan bir başlamayalım şimdi.
Oysa, bu devlet 65 yaşına gelenleri resen emekli ediyor.
Konu siyaset olunca, kendini yaşlı hisseden yok.
Herkes genç!
Veya öyle sanıyor.
2011 işte böylesine abuk subuk ortamda geçecek.
Cak cekler havada uçuşacak.
Sonrasında da, sayılı günlerin bittiğini göreceğiz.
Finiş!
Bakalım bu finişin içinde kimler olacak?
Kim olur ise olsun genel başkanın müridi olacak.
Bu yıllar biat ile çizildi.
Öyle de gidiyor/gidecek!..