Otomobili olanlar dikkat ederler mi bilmem.

Dostlar anlatırken düşündüm ben de.

Mantıklı geldi de sizlerle paylaşayım bugün.

 

Otomobillerde aracın deposu doldurulduğunda o ibre ful gösterir.

Bu arada yaptığınız her yolculuğa rağmen fuldeki ibrenin pek hareket ettiği gözlenmez nedense.

Sonrası vardır işin.

Nasıl ki yaş 35 de ortalıyoruz yaşamı, otomobilde de depo yarıma gelinceye kadar gıdım gıdım hareket eder ibre.

Eh bir yarıma gelsin.

O yarımdan sonra biraz daha hızlı inmeye başlar deponun yakıtı.

Hele ki üçüncü çeyreğe gelince.

Sanki yaş 55 falan oldu.

Yaşamın son evresine mi girildi nedir, depo üçüncü çeyreği de geçmeye başlayınca deponun ibresinin inme hızı tamgaz gider.

Uçuyor sanki.

Üçüncü çeyrek yaşamın son demi mi?

Herhalde öyle.

Var yaş ile depo ibresinin örtüştüğü birşeyler.

 

O dost sofrasında anlatılanlar bir su gibi akıttı yaşamı.

Doldurduk depoyu.

Gittik dere tepe.

İbre pek oynamadı.

Gençliğimiz bizim deponun fullüğü.

Depo yarıma gelmesin.

Geldiğinde aşağıya iniş hızlanıyor.

Tik tak tik tak.

 

Bir dostum yaşamı lunaparka benzetmişti.

Sallanmak gibi sanki.

Yükseliyorsun ve iniyorsun.

Döndükçe de uçuverip renkler arasında oynaşırken, saatlerin ilerleyip kapanış saati ile yüzyüze kalıveriyorsun işte.

Yaşamızdaki yakıt depomuz ha bitti bitecek gibi.

Soğuk algınlığı.

Şeker.

Kolestrol.

Şu bu.

 

Yoksa;  yedek depo devreye girdi mi ne?