AKP “bakan yardımcısı”, CHP ise milletvekili çıkaramadığı illerde görevlendirme yaparken ayrıca gölge kabine de oluşturuyor.

Ne güzel.

Keşke bu yardımcıların da yardımcısı olsa.

Hatta gölge kabinenin de gölgesi olsa.

Ne kadar çok insan hayali de olsa yükümlendiği sorumluluğun ayrıntılarında kendini geliştirse.

Ve siyasettin parmağını indir-kaldır olmadığı daha çok anlaşılıp özümsense.

Hem AKP’nin hem de CHP’nin bu girişimlerini siyasette eğitimi öne çıkaracağı için ciddi buluyorum.

 

**

 

Bu konuyla ilgili araya “keşke” diyerek farklı bir bakış açısına geçmek istiyorum.

Ankara’da genel merkezler düzeyindeki bu girişim keşke yerelde de olsa.

İlçe başkanına ALTERnatif bir ilçe başkanını kamuoyu bilse.

Yönetim kurullarının yedekleri de görevde imiş gibi çalışsa.

Hatta partili belediye başkanlarının birden çok ALTERnatifinin bulunduğu tespit edilip isimleri kamuoyuna açıklansa. Bu başkan adayları da sanki başkanmış gibi çalışıp partisine raporlar sunabilse ve bu çalışmalar da kamuoyuna aktarılsa.

Aynı şekilde il genel ve belediye meclis üyeliği görevinde bulunan her birinin yedekleri tespit edilse.

Biraz daha ileri gidelim.

Kızılay, THK gibi kurumların başkanlarına da yedekleme yapılsa.

Sivil toplum kuruluşları da bu örneklemelerden yola çıkarak kendi iç dinamiklerini artıracak yedek başkan ve yöneticilerini tespit edebilse.

Ne olur?

 

**

 

Bakın genelden yerele indik ve her kurum ve kuruluşu yönetenlere yedekler veya yardımcıların demokrasiye ve siyasete  zenginlik getirebileceğini öne sürdüm.

Olur mu?

Genelde olan yerel de neden olmasın ki?

Demeyin olmaz olmaz!

Olur!

Olur hem de bal gibi olur.

Kaymağı da ekstraya dahil edilir.

 

**

 

Hadi bakalım bir kent seçelim ve ALTERnatif yapalım mı?

Örneğin Horasan!

Diyelim ki; Horasan da, Abdülselam Selamsız Belediye Başkanı.

Başkana bir yardımcı.

15 tane de belediye meclis üyesi var ise, her parti sahip olduğu meclis üyesi kadar yedeklerini de açıklasın.

Taş gibi bir yerel yönetim.

Görevdekiler ve görevdekilere hem yardımcı olacak, hem denetleyecek ve hem de o kentin gelişimi için önerisi olanlar bu düşüncelerini gündeme taşıma şansı bulacaklar.

Yani kişilerin çapı da ortaya çıkacak.

Kaç kilo çekiyor bir bakın hele.

 

**

 

Şakayla karışık muhabbetimizi kalema alırken bile düşünüyorum,

Böyle bir girişim toplum açısından ne getirir ne götürür?

Kesinlikle getirisi çok olur da, iş götürü bölümüne geldiğinde görevde olanlar bu işten pek hoşlanmazlar.

ALTERnatifinin olduğunu hisseden belediye başkanı ve meclis üyesi tedirginleşir.

Üzülür.

Konuyu karizma meselesine taşır.

Sonuçta; yedek veya yardımcıyı kimse pek istemez.

Çünkü!!!

Daha sonra rakibi olacağını bildiğinden o yardımcı veya yedeği yok etmeyi düşünür.

Bu siyasetin doğasında vardır.

Parlayan yıldızın daha parlamadan kafasının kesilmesi gerekir.

Yani yok etmekle eş anlamlıdır.

Keşke böyle olmasa demenin bir anlamı da yoktur.

 

**

 

Bu konuyla ilgili küçük bir örnek sunayım.

20 yıl önce şimdi AKP milletvekili Köksal Toptan, DYP’den seçildiğinde Milli Eğitim Bakanı olunca dönemin Zonguldak Milletvekillerinden Necdet Yazıcı’ya bakanlıkta bir makam vermişti. Yazıcı bu makamda, Zonguldak’ın eğitim ile ilgili sorunlarına çözüm arar ve bir çok işi de Toptan’a yansımadan çözüme kavuştururdu.

Sonuçta sorun çözülür ve Köksal Toptan’ın işi yerel ölçekte azalırdı.

Bu basit bir uygulama ile hiç unutmam Kandilli Yenimahalle’deki ilköğretim okulunu kalorifere kovuşturmuştuk.

Olmayacak bir şey yok.

Önemli olan niyet derler ya.