Dibi gelmez yolsuzluklar ülkesi olduk.
Kaçakçılık ve Organize İşlerin el atabildiği her konu bir operasyon ile sona eriyor.
Adı üstünde kaçakçılık ve organize işler.
Sınır yok sektörlerde maşallah.
Tüm sektörler şaibeli.
En son operasyonlar sağlık alanında.
Ne yapmış profesör hazretleri?
Torna tezgahında malzeme mi ürettirmiş.
Vay anasını!
Vay ki ne vay!
Profesör, doçent, uzman falan hepsi olayın içinde.
Daha çok kazanma hırsı.
Çılgın gibi.
Yazlık, kışlık, garsoniyer, ev araba.
Eşinin makyaj ve kumar giderleri.
Akşamın renkli dünyasının sermayesi.
İstekler çok.
Yetmiyor ki kuru maaş.
Ha kuru maaş dediğin de 10-15 asgari ücret belki.
Ama yetişmiyor.
Yetmeyince de, yol aranıyor.
Yol dediğinde de, yolsuzluğa çıkıyor tüm yollar.
Yol ve yolsuzluk.
Yolsuzluk ve muhteşem bir yaşamın yolu.
Takılmaz isen iyi.
Yakalanmazsan süper.
Yaşarsan ne ala
Ama bir de ele geçersen.
Rezalet mi dediniz?
Hayır
hayır!..
İşte o an rezalet de yok artık.
Alıştık canım alıştık.
Yol ve yolsuzluğu bilenler birinci sınıf oldu bu ülkede.
Ayıp yok.
Ayıp yorgan altında falan da değil.
Ayıp garibanlık.
Gariban isen hem hırsız olursun hem de o
...
Zengin olacaksın.
Ki, paran ve pulun ile biat ettireceksin.
Hani şu ünlü Hipokrat yemini var ya sıkça dile getirilen.
Bu yemini edip de, insan sağlığı üzerinde her türlü kirli olayın içine girenlerin insanlık dışı ilişkilerine ne demeli?
Tornada malzeme yaptırıyor sağlıkçılar.
Bunun adı medikal vurgunu.
Ve aşağıda da Hipokrat yemini:
"Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime ve bilgilerimi insanlık aleyhine kullanmayacağıma mesleğim dolayısıyla öğrendiğim sırları saklayacağıma hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı göstereceğime din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
Yemin böyle.
Uygulamada ise bu yemini şöyle mi yoksa:
Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana sağlayacağı hak ve yetkileri, her türlü şekilde kirli kullanacağıma, yazlık, kışlık ve garsoniyer almak için çaba göstereceğime, insan yaşamını değil kendi yaşamımı ve geleceğini garanti altına alacak numaraları çevireceğime, bıçak parası adı altında yeni bir sektör yaratacağıma, ilaç mümessillerinden yiyeceğim avantalar için her türlü ilacı bile kobay gördüğüm hastalarımda kullanacağıma, elde ettiğim bilgileri sanal alem başta olmak üzere parayı bastırana satacağıma, medikal şirketlerinden alacağım komisyonları artırmak için pazarlık gücümü geliştireceğime, paradan başka dost tanımayıp meslektaşlarıma bile kazık atacağıma, görevim sırasında parası olanlara öncelik verecek olup, dil, din, ırk, mezhep, parti marti ayrımcılığının en dik alasını yapacağıma, dürüstlük ve onur gibi içi geçmiş afyonlara asla itibar etmeyeceğime, anamın, babamın, sevgilimin ve karımın üzerine olmayan şerefim ve namusum ile yemin ederim diye değiştirelim mi?
Elbette sözümüz meclisten dışarı.
Ama dün Ankara, Van, Diyarbakır ve Batman'da düzenlenen operasyonlarda, kamu kurumunu zarara uğrattıkları iddiasıyla çeşitli hastanelerde görev yapan 32 doktor gözaltına alındı haberini okuyunca içim acıdı.
Canım yandı.
Kimin yanmıyor ki.
70 milyonun içinde bir avuç ayrıcalıklı vatandaşların dışındaki herkesin canı yanıyor.
Ama sağlık üzerinden hırsızlık yapanlar da aramızda itibar görmeye devam ediyor.