1750’li yıllarda türümüz Homo sapiens yani akıllı insan olarak isimlendirilmiştir ve 21. yüzyıla kadar da bu böyle devam etmiştir. Homo sapiens geçmiş 300.000 yıl içinde 6 insan/insansı türü yok etmiş veya asimilasyona uğratmıştır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda türümüz değişime uğramış, yeni bir tür tarifi yapmak gerekmiştir. Aşağıda yazdığımız örnekler bu türe neden bu ismin verildiğini açıklayacaktır.
Kendine güvenen, her şeyde fikri olup bilgisi olmayan, sosyal medya, telefon, TikTok, X gibi yerlerden seyredip konuşmayan, kendi içine dönen bir türdür. 1970’li yıllardan bu yana IQ testleri 13 puan azalmıştır. Şimdi bu türle daha da azalması mümkündür. Bugün yerküre insanoğlunun yarattığı bir kriz yaşamaktadır. Şu an dünyadaki kriz insanoğlunun geçmişte yaşadığı krizlerden daha tehlikeli ve çözmeye yanaşmadığı gibi bir de film gibi seyretmektedirler. Yeni tür bu krizden bir yol bulup çıkabileceğini zannedip, hiçbir şey yapmayıp başkalarından beklemektedir.
Atalarımız binlerce yıl önce akıllarını kullanıp hayatta kalmayı başarmışlar biz ise son 150 yılda onlardan daha akıllı olduğumuz iddia edip yok olmaya giderken çözümü yarattığımız ama yanlış kullandığımız teknolojiden, yapay zekadan, internet, telefon, tabletlerden bekleyip TV seyrediyorlar.
Burada gözden kaçırdıkları teknolojiyi yaratan ve elinde tutan endüstri grupları ve egemenlerin doğru ve yanlışları beraber sunmasını dolayısıyla bir nevi alıştırma, yumuşatma, rehavet verme şeklinde sonuçlanmasına tepki vermiyorlar.
Reklam, satılık medya bilim insanlarının menfaat karşılığında bu işe araç olduklarını görmezden geliyorlar.
Ülkemizde de fon ve tahvillerler yapılan vurgunlarda milyonlarca doları yurt dışında off-shore hesaplarda buharlaştırdığını ve bunun yükünün omuzlarına yıkıldığını anlamayan, tepki vermeyen bir türdür.
Kendilerini gelecekte diğerleri gibi zengin olma hayalleri içinde tutmaktadırlar. Bulunduğu durumu gittikçe bozulduğunu fark etmeyip şükrederek gelecek masalına inanırlar.
Kimyal kirlilik, pestisitlerin zarar verdiğini, bunların insanın beynine kadar yerleştiğini ve gelecek kuşaklara taşıdığını, kanser, kısırlık yaptığını bana bir şey olmaz veya bana bir şey olmadı diyerek geçiştirirler.
İsraftan kaçınmaz, ömrü boyunca 65 senede kişi başı 13.5 ton gıdayı çöpe atarlar.
Para-siyaset-dinin birleşmesinin toplumu nasıl sömürgeleşme ve yıkıma götürdüğünü görür ama susarlar.
Ülkelerin mülteci akını ile ekonomik-demografik yapısının değişmesine göz yumarlar. Mültecilere maaş, bedava sağlık-eğitim-ilaç hizmeti verilirken kendinin para ile bu hizmeti almasını unutur.
Yıllarca emekliliğinde iyi yaşamak için vergi ödemiştir ama mültecilerden daha iyi durumda değildir. Mültecilere tanınan sağlık ve hizmet ayrıcalıklarının kendisine tanınmadığının ayırdına varamamıştır. Bir İngiliz vatandaşının kararı ile e-ticaretle ucuza aldığı ürünlerin engellenmesi, iptal edilmesine susar, aynı ürünleri 4 misli fiyatla alamaz.
Fonlarla kaçırılan paranın, verilen zararın daha fazla olmasını bilerek engellenmediğinde susar.
Paraya tapar, dini para kazanma aracına dönüştürür.
Alınan ve geri ödenmeyen, sırtına yıkılan teşvik ve kredilere susar.
Yurt dışına kaçırılan fonların, paraların geri alınmamasına göz yumar.
Endüstriyel grupların ve büyük şirketlerin yaptıkları her şeyin iyi yönünü gösterip zararlarını saklamalarına aldırmaz, zarara uğradığında da ‘olur böyle şeyler deyip’ geçiştirir.
Bu türün öne çıkan özelliği sosyal medya, özellikle telefonları vasıtasıyla örgütlenebilmeleri ve aldıkları mesajlar doğrultusunda kitlesel hareket edebilmeleridir. Bu olay ilginçtir ki eğitimsiz ve eğitimli kitlelerde de aynıdır. Sorun bu kitlelerin sonucu hesaplayıp hesaplamadıkları hala muammadır. Her iki kesimde de ulus-vatan duyguları silikleşmiş, mezhep-din-bireysel menfaatler öne çıkmıştır.
Sadece sosyal medya üzerinden değil; milliyet, din, ırk, cinsiyet, kültür, sosyo ekonomik statü farkı olmadan sanal ortamdan sanal ilişki kurabilmektedirler.
İnternet denen çöplük (??!!) iyi şeyler de olmasına rağmen TikTok, X gibi kanallarda 15 saniyelik videolar izleyip, dikkatlerini de 15 saniyelik sürelerle sınırlarlar. Zehirli gıdalara, endüstrisine yönelik tüketici tepkisi ABD’den Çin, Avustralya, Avrupa gibi dünyanın dört bir yanına kadar genişlemiş ve uygulanırken ses çıkarmaz, pizza-burger gibi hazır gıdalarla hayatlarını sürdürebileceklerini zannederlerler.
Kısaca gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan ve korkan bu tip yeni türe şimdilik HOMOSTUPIDUS yani Türkçemizle HOMO APTALİKUS deniyor. Belki gelecekte bu isim değiştirilebilir.
TURGUT SIDAL