52 yaşında bir insan düşünün ki, ta gençliğe ?merhaba? dediği yıllardan bu yana O?nu hep yakından izlemiş ve hakkında yazılan onca kitapları okumuş. Laik Cumhuriyet, Halk, Hak, Özgürlük, Barış, Ulusalcılık, İşçi-sendika, Demokrasi, Demokratik sol, Bağımsızlık? sözlerini bilincine O?nun öğretisiyle algılayıp yerleştirmiş. 666?ının heyecanını öğrenmiş, 12 Eylül?ün ardından cezaevlerindeki yalnız yaşamının sessiz izleyicisi olmuş. Güler günleri, aylar ayları ve yıllar yılları kovaladıktan sonra ?Fabrikadaki işçi, tarladaki çiftçi? sloganıyla kendi küllerinden doğan anka kuşu oluvermiş. Kirli siyasetin içinde akpak kalabilme başarısıyla örnek olan; Mustafa Kemal, İsmet İnönü?den sonra üçüncü önemli devlet adamı sıfatına layık bulunan Karaoğlan?ın özellikle 57. hükümet döneminde nasıl sırtından vurulduğunu yakından görmüş. Ve televizyonlarda ?son dakika? haberinde, ceketinin üzerine bile toz kadar leke kondurmayan, kondurulamayan Bülent Ecevit?in ölüm haberi kara bulut gibi çökmüş üzerine. Bir an donakaldım ekran karşısında. Ecevit?i yitirdik ha!.. Ecevit?i herkes bilir. Herkes bir başka boyutuyla O?nun siyasetçiliğini anlatır. Olumlu olduğu kadar, bazı çevreler tarafından kendisine haksızca yakıştırılan ?uzlaşmaz tutumu? ile de bilenler olur. Son yılların uzlaşma kültürü konusunda da iyi örnekler sunan Bülent Ecevit?in ilkeli olmasını uzlaşmaz anlamında yorumlayanların, uzlaşmadan ne anlayıp ne anladıklamaları anlaşılamasa da, Ecevit?in ?hasta olma hakkını? kullanırken, gemiyi terk edenler şimdi kimbilir nasıl timsahın gözyaşlarını döküyorlardır. Ecevit mücadelenin adıdır. Ecevit lekesiz siyaset yapılabileceğinin de güzel bir sembolüdür. Ecevit iş-emek-özgürlük demektir. Ecevit ortanın soludur. Ecevit Kemalizmdir. Ecevit Türk insanının yaşam biçimidir. Ecevit halkın ta kendisidir. 52 yıllık yaşamımda; Dürüstlük Timsali Bülent Ecevit?in o en gergin yıllarda bile ilke tutarlılığından asla vazgeçmeden, Cumhuriyet ve demokrasi adına uzlaşmacı davrandığını yakından bilirim. 12 Eylül öncesi, 5-0?lık ara seçim yenilgisinden başbakanlıktan istifa ettikten sonra AP Genel Başkanı Süleyman Demirel?e ?birlikte hükümet kuralım? teklifi daha dün gibi anılarımda. 12 Eylül sonrasında ise HP?nin Genel Başkanı Necdet Calp?i kongrelerde Ecevit?in adını kullanarak delege seçimlerinde zaferle çıkan Aydın Güven Gürkan ve ekibinin Genel Başkanlık ve partiyi ele geçirme sürecini de içinde bulunarak gördüm ve yaşadım. SHP?ye ziyarete gittiğinde saldırıya uğraması da dün gibi gözlerimin önünde. Ama en acısı, ?oğlum? diyecek kadar güvendiklerinin sadece Ecevit?e değil, Türkiye?ye yaptıkları ihanettir. Ecevit bu son ihanet üzerinde hiç durmadı. Soruları geçiştirdi ve belki de insanlara bakış açısının bağışlayıcılık olduğunu vurgulamaya çalıştı. Son anına kadar laik Cumhuriyete olan bağlılığından ödün vermeyen Bülent Ecevit fiziki olarak aramızdan ayrıldı işte. O da yok? O da gitti. Bedensel anlamda toprakla buluşacak Cumartesi günü. Ya düşünceleri? Davranışları? Kararlılığı? Türkiye Cumhuriyetinin onur ve şerefi için verdiği mücadeleleri? Unutulur mu? Temiz siyasetin güzel yüzü Bülent Ecevit, hep hatırlanacak ve siyasete girme heveslilerine de ?Ecevit gibi olun? tavsiyeleri ile örnek gösterilecek. Rahat uyu Karaoğlan. Güvercinlerin öksüz kalmayacak.